Gelecek Sayılar

21. Sayı:  İkibinler’de Türkiye’de Neoliberalizmin Siyaseti: AKP ve ötesi

Praksis’in 20. sayısı, ikibinlerin başında formüle edilerek uygulanmaya başlayan ikinci neoliberal
programın etrafında oluşan siyaseti ele almayı amaçlamaktadır. Sayı, 1980’lerde inşasına başlanan
neoliberal hegemonyanın Türkiye’de kökleşmesine yönelik olarak 2001 krizinden sonra burjuva
siyasetinde atılan adımların birbiri ile çelişen “istikrar” ve “değişim” kaygıları etrafında biçimlendiği
tespitinden yola çıkmaktadır. Atılan adımlar neoliberal hegemonyayı hem toplumsal düzeyde hem de
devlet aygıtı içinde yeniden ve daha köklü bir biçimde kurma stratejisini gütmektedir. Bu strateji,
siyaset alanının - toplumu ve bürokrasiyi “siyasetsizleştirme”yi de içeren yöntemlerle - yeniden
biçimlendirilmesini; devlet aygıtının rasyonelleştirilmesini; ve ekonomi siyasası ve sosyal siyasada
gerçekleştirilen reformların derinleştirdiği sınıf çelişkilerini, “yeniden-dağıtım ve yeniden-bölüşüm”
uygulamaları ve “otoriter devletçilik” mekanizmaları yoluyla yönetilebilir kılma çabalarını içermektedir.
Praksis’in bu sayısı, yukarıda belirtilen kaygıların AKP’nin kurulmasına nasıl hizmet ettiğini, yine bu
kaygıların ikibinlerde oluşan kamu siyasası pratiğini nasıl biçimlendirdiğini ve AKP-neoliberalizm
ilişkisini anlamakta geliştirilen üçüncü yol, merkez-çevre, alternatifsizlik vb kavramların ortaya
koyduğu tahlillerin sorunlarını tartışmayı amaçlamaktadır.


22. Sayı: Günümüz Krizinin Tarihsel ve Toplumsal Özgünlükleri

Günümüzde kapitalizmin küresel ölçekte yaşadığı kriz ana akım ve Marksist yaklaşımlar tarafından
farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Ana akım yaklaşımlar krizi konjonktürel faktörler ile açıklamaya
çalışırken, Marksist yaklaşımlar krizin yapısal ve kapitalist sisteme içkin olma özelliğini ön plana
çıkarmışlardır. Marksizmin krizleri açıklamakta kullandığı kavramsal dağarcığın zenginliği, aynı
zamanda Marx’ın geniş çevrelerde yeniden popülerleşmesine neden olmuştur. Bu noktada
Marksistlere düşen görev, krizlerin kapitalizme içkin olduğuna dair genel saptama yanında, günümüz
krizinin tarihsel özgünlüklerini ve farklı toplumsal formasyonlarda aldığı farklı görünümleri ortaya
koyabilmektir. Bu amaçla yanıtlanması gereken sorulardan bazıları şunlardır: Günümüz kapitalist
krizinin daha önceki krizlerden farkları nelerdir? Buna bağlı olarak, kriz sonrası yeniden yapılanma
sürecinin temel özellikleri ve bu özellikler karşısında geliştirilebilecek toplumsal-politik alternatifler
neler olabilir? Kriz gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ne tür biçimler almıştır? Farklı toplumsal
formasyonlarda devlet, sermaye ve emek örgütleri, krize karşı ne tür tepkiler vermektedir? Bu
çerçevede Türkiye kapitalizminin krizinin özgünlükleri nelerdir? Türkiye’de kriz farklı toplumsal-
sınıfsal kesimleri nasıl etkilemektedir?  Kriz sonrasında devlet, sermaye ve emek örgütlerinin
verdikleri tepkiler ne tür politik yönelimlere işaret etmektedir? Praksis’in 22. sayısı, günümüz krizinin
tarihsel ve toplumsal özgünlüklerini bu sorular çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır.
Gelecek Sayılar

23.Sayı: Liberalizm ve Türkiye’deki Yönsemeleri

Liberalizmin felsefesi, temel kavramları, devlet-birey, devlet-sivil toplum, ekonomi-siyaset ikilikleri
üzerinden geliştirdiği politika önerileri günümüz Türkiye’sine damgasını vuruyor. Eskiden az sayıda aydın ya
da düşünce kulübü tarafından savunulan ve muhalifmiş gibi görünmekle birlikte son derece etkili olan
fikirler, bugün belli başlı siyasal aktörlerin siyasal üslubuna, siyasal söylemine yön veriyor. Liberalizm, 21’
inci yüzyıl başlarında Türkiye’deki ideolojik hegemonya mücadelelerini kazanmış ve zaferini pekiştirmek için
yeni hamleler yapıyormuş gibi görünüyor. Bu sayımızda, liberalizmin felsefesini, toplum projesinin ana
çizgilerini, ideolojinin köşe taşlarını oluşturan kavram setini, kullandığı ikiliklerin içsel çelişkilerini eleştirel
bir çözümlemeye tabi tutmayı hedefliyoruz. Dosyamızın başlıca hedeflerinden biri, günümüz Türkiye’sinde
liberalizmin hegemonik bir ideoloji haline gelmesini mümkün kılan dinamiklere ışık tutmak. Liberalizmin
başka ideolojilerle, başka ideolojilerin de liberalizmle kurduğu olumlu ilişkiler, bunların nedenleri ve
sonuçları bir başka odak noktamız. Bu bağlamda, muhafazakârlık, İslamcılık, milliyetçilik ve solculuk ile
liberalizm arasındaki ilişkiler tartışmayı hedeflediğimiz konular arasında. Liberal düşüncenin Türkiye’deki
serüveninin, bu serüvenin evrelerinin eleştirel bir çözümlemesi ilgimiz dahilinde.

Sayı çıkış tarihi: Eylül 2010
Yazı teslim tarihi: 15 Haziran 2010
Sayı Editörü: Gökhan Atılgan, e-posta: atilganster@gmail.com

24.Sayı: 2000’lerde Türkiye: Sınıf Hareketi ve Toplumsal Muhalefet

Türkiye’de sermaye sahipleri ve örgütleri sınıfsal bir pratik ve dili giderek daha açık bir biçimde ortaya
koyarken, işçi sendikaları sınıf vurgusundan uzaklaşan bir eğilim göstermekte. Son on yılda kapitalist
dinamikler sosyal olarak derinleşip coğrafi olarak yaygınlaşmasına karşın, işçi sendikaları bir türlü
süregelen krizini aşamamakta ve emekçi sınıflar nezdinde değerini yitirmektedir. Bu durum sendikaların
sermaye mantığına ve burjuva politik alanının gerilimlerine hapsolması biçiminde dramatik sonuçlar
üretmekle birlikte, hem taban inisiyatifleri biçiminde sendikaların içerisinde hem de değişik sınıf
örgütlenmeleri biçiminde sendikal yapıların dışında girişimlere de yol açmaktadır. Sözkonusu girişimler
küresel ekonomik krizle birlikte yaygınlaşmakta ve işçileşme, örgütlenme ve mücadele açısından sınıf
hareketine yeni dinamikler taşımaktadır. Bu çerçevede Novamed direnişi, DESA’da Emine Arslan
mücadelesi, plaza eylemleri, özel dershane ve stajyer öğretmenlerin örgütlenmeleri, atık kağıt işçilerinin
dernekleşmesi... gibi gelişmeler sınıf gerçekliğine ve hareketine ilişkin yeni tartışmaları gündeme
getirmekte. Öte yandan derinleşen ve yaygınlaşan sermaye birikimi, kent toprakları, su ve diğer doğal
kaynakları daha yoğun bir biçimde metalaşma sürecine zorlamakta ve böylelikle sınıfsal çelişkileri daha
geniş toplumsal çelişkilerin konusu haline dönüştürmekte. Barınma hakkı, su hakkı, doğa hakkı biçiminde
ortaya çıkan tikel-yerel mücadeleler toplumsal muhalefetin yeni alanları olarak dikkat çekerken, daha geniş
ölçekteki sınıfsal çelişkilerle nasıl ilişkileneceği pratik olduğu kadar kuramsal bir sorun olarak öne
çıkmakta. Özetle, emekçi sınıf hareketleri ve toplumsal muhalefet açısından son on yıl, 1980’li yılların
getirdiği tüm yapısal olumsuzlukları içermekle birlikte, hem sınıf oluşum süreçlerinde hem de örgütsel
arayışlar ve mücadele süreçlerinde yeni dinamikler geliştiğine işaret ediyor. Praksis’in bu sayısı, bu sürecin
değişik veçhelerini hem kuramsal hem de ampirik bağlamlarda incelemeyi, politik potansiyellerini tartışmayı
ve böylelikle Türkiye’de emekçi sınıfların sosyal gerçekliğini belirli ölçüde haritalandırmayı amaçlıyor.

Sayı çıkış tarihi: Aralık 2010
Yazı teslim tarihi: 10 Eylül 2010
Sayı Editörü: Nevra Akdemir, e-posta: nevranin@gmail.com

25.Sayı:Ekolojik Kriz ve Mülksüzleştirilenlerin Direnişleri: Eko-Sosyalizmi
Gündemleştirmek

Kapitalizm başlangıcından beri emeğin ve doğanın birlikte sömürüsüne dayanıyordu. 1980’lerle birlikte
başlayan neoliberal politikalar ise, insanı ve doğayı en fazla nasıl sömürebileceğinin sabitlerini yaratmayı
hedefledi. Adına “esnek üretim” denen yeni dönemde iklim değişikliği, gıda krizi, su krizi gibi olgularla iyice
açığa çıkan ekolojik yıkım tehlikesi, Birleşmiş Milletler uzmanlarının “0 Büyüme” talebiyle biten raporunun
yazıldığı 1970’lerin kat kat üzerine çıktı. Kapitalizme son 20-30 yılda entegre olmaya başlamış coğrafyalarla
kırsal alanları geç kapitalizmin zamanına uyarlamaya dönük İMF, DB patentli neoliberal politikalar, Çin ve
Hindistan gibi dünya nüfusunun üçte birini barındıran ülkelerden başlayarak ucuz emek ve doğal “kaynak”
sömürüsüne dayalı ciddi bir sanayileşme dalgası ve kırdan kente göç dalgası yaratırken, kırda
kapitalistleşme ve mülksüzleştirme yaratan, suyun ticarileştirilmesini, gen ve türlerin patentlenmesine,
yağmur ormanlarının tükenmesinden kentsel dönüşüme kadar geniş bir alana uzanan bir sermaye saldırıları
bütünü oluşturuyor.
Sayımız bu saldırıları, ekolojik yıkım tehdidi, onun farklı boyutlarda ulaştığı düzey ve aldığı biçimleri,
neoliberal saldırılara karşı yerel-ulusal ve enternasyonal düzeyde yürüyen kırsal ve kentsel hareketleri,
yaşam alanını koruma mücadelelerini, bunların yeşil/çevreci/ekolojist hareketler üzerindeki etkisini,
çevreci/yeşil enerji ve teknolojilerin ekonomik ve ekolojik krize ne ölçüde yanıt oluşturabileceği
tartışmalarını ele almayı amaçlıyor. Bunları ele alırken bütün yazıların akacağı bir odak noktası olarak, dünya
kapitalizminin bugünkü krizinin özgün boyutlarından biri haline gelen ekolojik krizin emeğin sömürüsüyle
doğanın sömürüsünü aynı sürecin parçaları haline getirmekte olduğu tespitinden hareketle ekolojik
mücadeleye Marksist eleştiriyi dahil ederek, açığa çıkmış mücadele, hareket ve aktörleri anti-kapitalist bir
politik hatta çağıran ekososyalizmi de tartışmak istiyoruz.
Sayımıza gönderilecek yazıların -yazarlarının da kabul etmesi durumunda- önce editörler ve ilgililerin
katılacağı atölye çalışmalarında ele alınması, buradan çıkacak sonuçlarla yeniden düzenlenip hakem
sürecine sokulması hedefleniyor.

Sayı çıkış tarihi: Şubat 2010
Yazı teslim tarihi: 15 Ekim 2010
Sayı Editörleri: Ecehan Balta ve Ali Ekber Doğan, e-posta: ecehanb@hotmail.com, ekbera11@yahoo.co.uk