O Şüphesiz Solmayan Bir Çiçekti…

Mustafa Bayram Mısır

Haberi aldığımda, sözü bir arkadaşım hatırlattı: “Doğmuş olmamızın tek zorunlu sonucu ölümümüzdür.” Praksis Dergisi
kurucularından, Yayın Kurulu Üyesi Sevilay Kaygalak iki hafta kadar önce bir trafik kazası geçirmişti, yoğun bakımda
kalıyordu; arkadaşlarımız “sen uyuyorken uyuyamıyoruz” diyorlardı, şaşkındık. Haber, ölümünü bize duyurunca,
ağlamaya başladık. Metin olmamız gerekiyordu ya, dünyanın orta yerinde, ağladık.
Sevilay’ı sayısının çok olmadığını bildiğimiz değerli Praksis Dergisi izleyicileri yazılarından bileceklerdir; Mersin
Üniversitesi İktidari ve İdari Bilimler Fakültesi’ndeki iş arkadaşları ve öğrencileri, aynı havayı soluduklarından… 1972
yılında Bingöl'de doğan Sevilay, Gülnar Lisesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi
Bölümü mezunuydu. Kısa bir süre bankacılık yapmış, sonra akademide karar kılmıştı. Çalışma alanı Kent ve Çevre
Bilimleriydi. Yüksek Lisansını Mersin Üniversitesi’nde, doktorasını Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kent
ve Çevre Bilimleri Ana Bilim Dalında tamamlamış ve Üniversitesi'ne dönmüştü; Mersin’e…

Yaşam Kaynağımızdı…
Çok söylenir, “o kadar yaşam doluydu ki” diye.
Bölüm ve mesai arkadaşları, haberini aldıklarında
yan yana odalarda oturdukları koridorlardan
nasıl geçeceklerini, çok ağır geçen cenaze
töreninde duyduğum sözlerden biri olarak bana
fısıldamasalardı, bu çok söylenen sözü çok
söylendiği için tekrar etmezdim belki… Yine de,
o bizim ve dergimizin  yaşam kaynaklarından biriydi
demekten geri durmaz, duramazdım.
Praksis Dergisi’nin çıkış manifestosu, metin olarak,
büyük oranda, Sevilay Kaygalak’ın ürünüdür.
Başladığımız yürüyüşü çok önemsiyor,
dergi ile aksaklıklar çıktığında, aklı ve eylemiyle
bunların giderilmesi için birçoğumuzun altına
girmeye üşendiği işlerin altından kalkıyordu.
Yanlış olduğu söylenemeyecek bir yargı vardır,
solcular kolektif iş yaparken birbirlerini hırpalarlar
diye. Dürüst olmak gerekirse, Praksis Dergisi’nin uzun  sayılamayacak tarihi içinde kolektifimiz, arada “solculuk”tan
geri kalmamak için  uzun yıpratıcı tartışmalar “yaratmak”tan geri durmamıştır. Yaşam kaynağımızın, bu tartışmalarda
hepimizi birbirimize yapıştırmakta gösterdiği mahareti ve inceliği şahsen kayıt altına almak isterim.

5 K…
Dostlarından Faruk Alpkaya anlattı. Sevilay, 3 değil 5 K’ydı diye… 3K, Komünist, Kürt, Kızılbaş demekmiş, söylenirmiş
halk arasında. Sevilay, fazladan bir de Kadın’dı ve elbette, biraz da cenaze töreninin ağır hüznünü dağıtan edayla,
soyadı da Kaygalak ya, dedi Hoca: “Ediyor 5K”. Ben, Komünist’i başa koyarsak dedim, Kadın’ı arkasına diye onayladım,
evet 5K’mızı yitirdik.
Sevilay Kaygalak, akademide tıkanmış kalmış Marksizm’e eğilimli bir öğretim üyesi değildi sadece. Bazı politik dergilere
mahlasla yazılar da yazan eylemli bir komünist, Eğitim-Sen üyesi örgütlü bir emekçi, sosyalist feminizme uzak olmayan
bir kadın, ulusal sorunun demokratik ve siyasi çözümü doğrultusunda duyarlı bir Kürt’tü. Siyasaldaki arkadaşları, O’nu
“haydi eyleme gediyoruz” sözüyle de hatırlayacaklardır, şüphesiz.

Eseri…
Sevilay Kaygalak’ın dergi içi çalışmaları, bizim, kolektif çabalarımıza tanıklık eder, fakat, ilk anda doktora tezinin
konusunu hatırlayamamış olmak, bende, birbirimize yer yer uzak kaldığımız hissini uyandırdı. Elbette Praksis Dergisinin
çalışmalarına katılan, aynı çalışma alanındaki arkadaşlarımızla daha sıkı bir bilgi alışverişi içerisindeydi, bu bakımdan bu
eksiklik, daha ziyade kişiseldir, benden kaynaklanır.
Mersin’deki göç olgusu üzerine odaklanan yüksek lisans tezi, hayli başarılı bir çalışmadır. Yayınlanmamış olmasını bir
talihsizlik sayabiliriz. “Kapitalistleşme Sürecinde Bir Osmanlı Anadolu Kenti: Bursa, 1840-1914” başlıklı doktora tezi
ise, İletişim Yayınları’ndan yayınlanacak. Bu değerli çalışmanın özenli bir baskısının kısa süre sonra tezi YÖK’ten temin
edecek araştırmacılar dışında ilgili okuyucu için de ulaşılabilir olacağını umuyoruz. Sevilay’ın tezi üzerinde ciddi gözden
geçirmelerde bulunduğuna çalışma arkadaşları tanıklık ettikleri için, yayınlanması ayrıca önem taşıyor.
Sevilay’ın Praksis’te iki makalesi yayınlandı. 17. sayısı kendisine adanarak çıkacak olan, kurucusu olduğu dergide
yayınlanan iki çalışma belki de az görünecektir; kolektif içindeki arkadaşlarımız ise, size, tartışmacısı olduğu her yazıda
ikinci bir yazar sayılması gerektiğine dair çekinmeden tanıklık edebilirler.
Mahlasla yazdığı yazıların miktarını ve akıbetini ise bilemiyorum. Praksis Dergisi’nin hazırlayacağı armağanda onların
da derlenerek her birine yer verileceğinden kuşkum yok.

Solmayan Çiçek…
Bir trafik kazasının ne kadar kaza ne kadar cinayet olduğu, kapitalizm, kâr hırsı sürdükçe, dünya sermayenin sureti
oldukça tartışılıp duracaktır. Sevilay’ı, gülüşünü aramızdan alıp götüren bu kaza için ne diyebiliriz; aynı araçta olan ve
yanlış teşhisten ölen diğer arkadaşımızın ölümü, sağlık sistemimizi gözümüzün önüne serdiğinde, zaten yüksek sesle
haykırdığımız sloganlarımıza, özgür ve eşit bir dünya için açtığımız bayrağa ekleyecek neyimiz olabilir?
Sevilay’ı geri getiremeyeceğimizi ama onun fikirlerini yaşatabileceğimizi tarihimizden biliyoruz. Dünyanın orta yerinde,
hıçkırarak ağladığımızı gören dostlarımız bu yüzden şaşırmasınlar; biliyoruz, o neşeli günde, Sevilay olduğu gibi, hep
hatırlayacağımız gibi aramızda olacak.
Biliyoruz, şüphesiz O, solmayan bir çiçekti, canlı, bereketli, halis, güçlü, insan bilgisinin ağacında yetişen, ışığını
insanlığın ve dünyamızın komünist geleceğinden aldığı için hiç solmayacak bir çiçek…