Sınıf, Ahlak ve Siyaset: Marx ve Engels’te Lümpen Kavramı
Marx ve Engels’in eserleri, sanayi kentlerinin toplumsal ve kültürel dinamikleri ve dönemin siyasal gelişmeleri içinde işçi sınıfının sergilediği değişken, parçalı ve heterojen özellikler bakımından hayli zengin betimlemeler içerir. Bu bağlamda karşımıza çıkan tartışmalı kavramlardan biri de lümpenliktir. Marksist klasiklerde lümpen (proletarya) kavramının kullanımına ilişkin literatür, genelde ve ağırlıkla Marx’ın Fransız devrimi üçlemesine ve deklase yoksulların karşı-devrim lehine üstlendiği role ilişkin vurguya odaklanmaktadır. Oysa Engels’in İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu adlı çalışması başta olmak üzere dönemin işçi sınıfı kimliği ve kültürüne dair canlı tasvirleri, bu tartışmanın kapsamının çok daha geniş bir bağlama oturduğuna işaret etmektedir: işçi sınıfının toplumsal ve siyasal devrimin taşıyıcı öznesi olarak etiko-politik inşası. Bu çerçevede makale, Engels’in çalışmalarını merkeze alarak şu sorulara odaklanacaktır: Lümpen kategorisinin üretim ilişkileri temelli yapısal sınıf analizinde analitik bir işlevi var mıdır? İşçi sınıfının siyasal failliği ve potansiyeli üzerine tartışmalarda, özellikle de Marksizmin kendini dönemin diğer siyasal akımlardan ayrıştırma çabasında lümpen kavramı nereye oturmaktadır? Ahlaki bir dejenerasyon iması taşıyan lümpen sıfatının Marksist klasiklerdeki kullanımı, 19. yüzyıl egemen burjuva ahlakı ile ilişkisi bağlamında nasıl değerlendirilebilir?