Pandemi, Yeni(den) Devletçilik ve Sınıf Hareketi
Neoliberalizmin 2008 küresel krizinden bu yana aşamadığı kendisini yeniden üretme zorlukları Covid-19 pandemisinin olağanüstü koşulları ile birleşince alternatif bir sosyopolitik çerçeve olarak devlet kapitalizmi yeniden gündemin merkezine oturdu. Çin ve diğer kalkınmakta olan ülkelerin yükselişi küresel hegemon ABD’nin zayıflaması ile birleşince dönüşüme oldukça açık, kaotik bir döneme girildiğine dair intibalar da güçleniyor. Bu makalede, devlet kapitalizmi kavramı, tarihsel bir çerçeve içinde farklı dönemlerde yaşanmış üç dalgası ekseninde ve her bir dönemi yaratan temel dinamikler, çelişkiler ve güç dengeleri çerçevesinde ele alınıyor. 1. Dalga, Friedrich List’in ulusal kapitalizm teorisi doğrultusunda Almanya’nın korumacı politikalar aracılığıyla İngiltere’yi yakalaması ve İngiltere’nin buna karşılık serbest ticaret ilkesini askıya alarak kendisini korumaya çalışması kapsamında inceleniyor. 2. Dalga ise komünist iktidarların varlığının, Batı işçi sınıfının ve ulusal kurtuluş savaşlarının yarattığı tehdidi ancak piyasanın yarattığı aşırılıkları denetim altına alabilen New Deal ve Keynesyen merkez politikaları ile belirleniyor. 3. Dalga ise 1. Dalga ile büyük benzerlikler göstererek çevrenin merkezi ekonomik kapasite olarak yakalaması ve merkezin buna karşı savunmacı refleksleri ile şekilleniyor. Makalenin ilerleyen bölümünde ise pandemi koşullarında şiddetlenen sorunlara işçi sınıfı hareketinin vereceği tepkilerin dönemin karakterini belirleyeceğini iddia ederek güvencesizliğe karşı mücadelenin sınıf hareketinin gelişimi açısından temel önemde olduğunu gösteriyorum.