Köylülüğün İtibar Kaybı: Bakırçay Havzası Dağ Köylerinden Kadınların Anlatıları ve Kırsal Dönüşüm
Neoliberal kapitalist politikaların kırsal alanda yaşayan küçük üreticiler üzerinde etkileri yıkıcı olmaktadır. En geniş anlamıyla mülksüzleşme, bahsi geçen hanelerin üretim ve yeniden üretim kapasitelerini zayıflatmaktadır. Fakat bu makale, köylülüğün sadece ekonomik bir kriz içerisinde olmadığını, aynı zamanda bir toplumsal kategori olarak da kendini yeniden üretmekte zorluk çektiğini tartışmaktadır. Toplumsal bir kategori olarak kendini yeniden üretememe, 'köylülüğün itibar kaybında' somutlaşmaktadır.Bu çalışma, 'itibar kaybının' izini halen Bakırçay Havzası'nın, (Ege Bölgesi, Türkiye) neredeyse boşalmış dağ köylerinde yaşayan kadınların anlatıları üzerinden sürmeye çalışıyor. Bu anlatılar aynı zamanda, bir zamanlar hayvancılık, tütün ve zeytin üretimi ile geçinen köylerin sönümlenme hikâyelerinin de temelini oluşturuyor. Bahsi geçen köylerdeki kadınlar, köyün yakın geçmişine odaklanırken, köy nüfusunun yaşlanmasının ve çocuksuzlaşmasının altını çiziyorlar. Kadınlar genç hemcinslerinin birer birer köyden ayrılmalarına tanıklık ederken, artık kadınların 'köye evlenmek' istemediklerini, toplumsal cinsiyet temelli iş bölümü ve eşitsiz iş yükü ile özdeşleşmiş tarım işlerinden uzak durmak istediklerini vurguluyorlar. Temel hizmetlerin ve sosyo-kültürel hayatın yokluğu ise gitmek için diğer sebepler arasında gösteriliyor. Bu şartlar altında dağ köyleri, şehirde hayatta kalma olanaklarından yoksun, köyü terk edemeyen kırılgan bir nüfusu barındırıyor gözüküyor. Bu noktada kadınların tercihleri, bir başka deyişle, hangi koşullar altında, neyi, neden seçtikleri, bize bugünün kırsalını anlamak istiyorsak, kadın deneyimini de anlamamız gerektiğini anlatıyor. Kırsal dönüşümün bir tezahürü olarak ortaya çıkan köylülüğün itibar kaybının kadın bakış açısından yapılan bu analizi, bahsi geçen bu sürecin toplumsal cinsiyet dinamikleri ile şekillendiğini gösteriyor.