İthal İkameciliğin Uzun Ölümü
Bu makale Meksika, Brezilya, Türkiye ve Hindistan'da ithal ikameci sanayileşme modelinde yaşanan krizin farklılaşan dışavurumlarını ve bu krizi aşmaya yönelik reform girişimlerini karşılaştırmalı bir çerçeve dahilinde ele alıyor. Spesifik olarak, söz konusu ülkelerdeki karar vericilerin 1970'lerin başında ithal ikameci modelin tıkanıklıklarını fark etmelerine karşın neden uzun süre boyunca birikim rejiminde bir reforma gitmediklerini ya da gidemediklerini ve sonuç olarak ülkelerinin kabaca bir on yıl sonra derin bir borç krizi ya da uzun süreli durgunluğa sürüklenmesini engelleyemediklerini açıklamaya çalışıyor. Bu soruyu ele alan yazında neoklasik yaklaşım ve kurumsalcı yaklaşım olmak üzere iki hakim yaklaşım öne çıkıyor. İlk yaklaşım başarısızlığın kaynağı olarak piyasa güçlerinin dinamizmini boğan bürokratik atalet ve aşırı devlet müdahalesini öne sürerken, ikinci yaklaşım uzun vadeli kalkınmayı destekleyecek kurumsal altyapı ve meritokratik bürokrasinin yokluğundan kaynaklanan düşük devlet kapasitesini temel problem olarak gösterdi. Bu makale, bu yaklaşımlardan belirli düzeylerde farklılaşarak bu ülkelerde ithal ikameciliğin krizi ve reform girişimleri bağlamında kalkınma performansı ve devlet kapasitesi farklılaşmasının sınıfsal bir analizle açıklanabileceğini öne sürüyor. Bu kapsamda, ithal ikameci birikim rejiminin devlet aktörlerinin kalkınmacı müdahalelerine karşı yerli kapitalistlerin elini güçlendiren ve böylelikle olası reform girişimlerine direnebilmelerine olanak sağlayan yapısal bir sınıf oluşum örüntüsü barındırdığını tespit ediyor. Reform girişimlerinin hiçbir ülkede başarılı olamaması bu yapısal örüntünün sonucu olmakla beraber, tekil örneklerde ortaya çıkan "reform inisiyatifi"nin kapsamı ve etkisi, sınıfsal güç dengelerine göre farklılaşıyor. Meksika en güçlü, Brezilya en zayıf reform inisiyatifine tanık olurken Hindistan ve Türkiye ara örnekleri oluşturuyor