Kürt sorununda şiddet ve demokrasi çıkmazı: Küresel süreçler ve sokak protestoları
Aşağıdaki makalenin amacı PKKnin eylemsizlik kararının 2004 yılında son bulmasını takiben kentsel mekanlarda gözlemlenen mücadele ve sivil direniş repertuarlarını, Kürt ulusal hareketinin değişen özerklik odaklı siyasi çizgisi bağlamında daha iyi anlayabileceğimiz bir çerçeve oluşturmaktır. 2004 yılıyla birlikte Kürt siyasi hareketi, geleneksel (konvensiyonel) parti siyaseti ve dağda sürdürülen gerilla savaşının dışında şehir merkezlerinde sivil halkın katılımıyla yeni bir baskı mekanizması yaratmayı, özerklik talebini meşrulaştırma adına referans gösterdiği seçmen tabanına yeni mücadele alanları haline gelen sokaklarda görünürlük kazandırmayı hedefledi. Barış ve Demokrasi Partisi, özerklik talebini sivil kitlelerin demokratik arenadaki varlığı ve görünürlüğü üzerinden meşrulaştırma çabasına girişti. Şehirlere yığılmış savaş mağduru Kürt halkı, devletin meşru otoritesinin eksik ve hukuksuzluğun yaygın olduğu tartışmalı ve çatışmalı kentsel alanlarda mücadele nin sivil kanadı olarak ön plana çıktı. Makale, Türkiyede neoliberalizm sürecinin kemikleştirdiği, etnikleştirdiği ve şiddet sarmalına çevirdiği Kürt sorununu yakın tarih içerisinde yorumlayarak kuramsal bir tabana yerleştirmekte, Kürt siyasi hareketinin meşruiyet ve bölgesel otorite mücadelesi içinde şehirlerin yeni direniş alanları olarak tanımlanmasının ve sokak protestolarının siyasi anlam ve açılımını tartışmaktadır.