Sermayenin Egemen İstisnası: Liberal Matris ve Hoşnutsuzlukları
Bu yazıda amacımız neoliberalizmin gerilemesine koşut olarak ve ona karşı olma iddiasıyla ortaya çıkan neo-merkantilist muhayyileyi, içinde bulunduğumuz bağlamın siyasi iktisadın eleştirisine doğru yönelttiği bir sorun olarak kuramsallaştırmaktır. Bu neo-merkantilizm sorununu önce liberalizmin simgesel evrenine (liberal matris) gömülü ideolojik bir yapı olarak ve sonra da tarihselliği içinde, Marx’ın keşfi ve eleştiri nesnesi açısından ele alacağız. Marx’ta iki önemli kavrayış buluyoruz. Birincisi, meta soyutlamasının ve şirket egemenliğinin eklemlenmesi olarak artık değerin temellüküne ilişkin kuramsallaştırmasıyla ilgilidir. Bu kavrayışı çıkış alarak, sermayenin egemen istisnasının soykütüğünün izini, modern devletin bünyesine metastaz yaparken sürüyoruz. İkinci kavrayış, toplumsal yeniden üretime (üretim, temellük, dağıtım ve tüketime) ilişkin burjuva doktrinlerini ve bunların (neo-merkantilist muhayyile tarafından en banal biçimleriyle yeniden sahnelenen) öne sürdüğü çeşitli toplumsal uzlaşı görüşlerini sekteye uğratan Marx'ın komünist eleştirisi ile ilgilidir. Bu anlayıştan yola çıkarak, sadece (hiyerarşik/ ırksallaştırılmış “yetenek” rejimleri aracılığıyla) şirket egemenliğini değil, aynı zamanda (“ihtiyaç” etrafındaki yasaklayıcı ve müsamahakâr buyruklar yoluyla) meta soyutlamasını da örgütleyen istisna mantığının komünist sekteye uğramasının açabileceği olasılıkları araştırıyoruz.