Güncel Toplumsal Mücadele Deneyimleri
-
Araştırma MakalesiÖz
2000'li yılların başından beri yükselişte olan su hakkı mücadeleleri yalnızca konunun Özgüllüğü dolayısıyla değil, aynı zamanda toplumsal hareketlerin son derece parçalı görüntüsü dolayısıyla da eleştirel bir analizi hak etmektedir. Fiyatlandırma mekanizmaları, uluslararası kuruluşlar ve başarı hikayeleri de dahil olmak üzere genelde su politikaları ile ilgili olarak son derece zengin bir literatür bulunuyor olmasına rağmen sosyal bilimciler arasında su hakkı mücadelelerini eleştirel bir haritalandırmaya tabi tutmak ya da mücadeleler eleştirel bir analizle ele almak konusundaki ilginin oldukça sınırlı olması kayda değer bir durumdur. Bu nedenle bu çalışma hem dünyadaki su hareketlerini farklı STK'lar arasındaki güçler dengesine göre hastalandırmayı hem de Türkiye'dekiler de dahil olmak koşuluyla su hakkı hareketlerinin içsel tutarsızlıklarını gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Çalışmada yapılan uyarıların, sermaye sınıfının militan örgütlenmeleri içermek ve ılımlılaştırmak amacıyla kurguladığı gizli stratejileri toplumsal hareketler açısından görünür kılacağı umulmaktadır.
Anahtar kelimeler: eleştirel inceleme, eylemciler, kapitalizm, Sivil toplum kuruluşları (stk), su hakkı, toplumsal hareketler, Türkiye, uluslararası sular -
Araştırma MakalesiÖz
Aralık 2010'da sona ermekte olan Toplu iş Sözleşmesinin bu 'üçüncü senesinde "Novamed grevi"nin yankıları hem sahada hem akademide hala sürmekte (Kurtoğlu ve Fougner, 2010; Teke, 2010; Üstübici, 2009; 2010). Bu makale, Türkiye'nin kitlesel destek kazanan ilk kadın işçi direnişi olan ve süreç içinde "kadın grevi" (Üstübici, 2010:50) olarak anılmaya başlayan Novamed grevinin sonuçlarını, Türkiye'deki feminist hareket açısından değerlendirirken, "sendikal hareket ve feminist hareket dayanışması" merkezli bir mücadele pratiğinin kadın işçilerin lehinde sonuçlar vereceği varsayımını sorgulamayı amaçlamakta.
Anahtar kelimeler: feminizm, Grevler, Kadın işçiler, kadınlar, sendikacılık, sendikal hareket, Türkiye -
Araştırma MakalesiÖz
55 yıllık tarihi boyunca kentsel politika süreçlerinin önemli bir aktörü olmuş bulunan Mimarlar Odası'nın kentsel mücadele alanındaki etkinliği genel olarak kurumsal ve hukuki süreçler içinde tariflidir. Yerel yönetimlerin keyfi ve anti-demokratik uygulamalarının en yoğun deneylendiği kentlerden olan Ankara'da faaliyet gösteren Mimarlar Odası Ankara Şubesi, 2009 Yerel Seçimleri sürecinde mevcut etkinlik çerçevesinin dışına çıkan aktivist bir kentsel mücadele yöntemi arayışına girmiştir. Bu doğrultuda, Oda'nın çağrıştırdığı kurumsal sınırlamaları aşmak ve yeni bir kentsel mücadele dili üretmek-hedefiyle "Saltanata Son" adlı bir kampanya düzenlemiştir. Kampanyanın dikkat çekici özelliği, son yıllarda özellikle internet üzerinden örgütlenen ve kent mekânının anlık, hızlı ve çarpıcı kullanımları ile karakterize olan ve literatürde "flash-mob" ve "smart-mob" gibi kavramlarla tanımlanan eylem türlerinden ilham almış olmasıdır. Kampanya, yerel yönetim seçimlerinin sonuçları açısından başarısızlığa uğramış olsa da, örgütlediği katılımcı süreç ve öne sürdüğü kentsel taleplerin gördüğü genel kabul, kampanyanın dikkate değer bir kentsel mücadele deneyimi olduğunu göstermektedir.
Anahtar kelimeler: 2009 Yerel seçimleri, Ankara, belediye, flash mob eylemleri, Mimarlar odası, Sivil toplum kuruluşları (stk), siyasi örgütlenme, yerel yönetimler -
Araştırma MakalesiÖz
Marksist tartışmalarda sınıf meselesi, kendinde-sınıf ve kendisi-için-sınıf epistemolojik çifti vasıtasıyla ele alınır. Burada bir geçiş sorunsalı sözkonusudur. Çok sayıda Marksist, kendinden-sınıftan (ya da ekonomik özneden) kendisi-için-sınıfa (ya da politik özneye) geçişi ontolojik bir dönüşüm addederek, bunun ampirik olarak kanıtlabilir olduğunu iddia eder. Bu yazının amacı, sözkonusu sorunsalın, mekanik/ pozitivist ve teleolojik karakterinden dolayı, bu geçişi hem problemsiz hem de kaçınılmaz gördüğünü göstermektir. Bu anlayış, pozitivist bir epistemoloji (pozitivist anlamda materyalistleştirilmiş spesifik bir "diyalektik yasa" fikri) ile bir tür Hegelciliğin (bir tarih teleolojisinin) spesifik bir bileşimi olarak tezahür eder. Yani burada, spesifik türde bir pozitivist teleoloji sözkonusudur. Bu anlayış, sosyal sınıf olgusunu, (hem nesnel hem de öznel) bir oluşum süreci olarak değil, bir verilmişlik, sabit bir kendilik olarak ele alırken, sosyal sınıfın nesnel boyutunu ("ekonomik olan" ve "sosyal olan") öznel boyutundan ("politik olan") koparır. Sözkonusu geçişin insanlık tarihi açısından bir erek olduğu iddia edilmektedir.Bu pozitivist-teleolojik sınıf anlayışına karşı şunları öneriyoruz: (a) Sabit ve doğası gereği teleolojik karakterinden dolayı, kendinde-sınıf kategorisinden vazgeçmemiz gerekir; (b) kendisi-için-sınıfı, tarihsel bir zorunluluk olarak değil, sadece Marksizm'in politik vizyonu olarak görmemiz gerekir; (c) sosyal sınıfları analiz ederken, spekülatif değil ampirik tarzda çalışmamız gerekir; ve (d) tüm bunlardan çıkarsanan politik bir sonuç olarak, çalışan sınıflara 'gerekli' bilinci dayatmaya çalışmak yerine, çalışan sınıflara ait 'mevcut' deneyim alanını politikleş'tirmenin bir yolunu bulmamız gerekir.
Anahtar kelimeler: kendi için sınıf, kendinde sınıf, politik felsefe, pozitivist marksizm, Pozitivist teleoloji, sınıf bilinci, toplum - birey ilişkisi, toplumsal sınıflar -
Araştırma MakalesiÖz
Küresel kapitalizm birçok ilişki gibi iktidar ilişkilerinin de uluslararasılaşmasını olanaklı kılmakta ve bununla birlikte bir yandan farklılık/çeşitlilik vurgusunu ortaya koyarken beri yandan mekân ve sosyal yapıyı tektipleştirmektedir. Bu durum zamansal ve uzamsal açıdan ciddi bir gerilim yaratmaktadır. Bu gerilim günümüz muhalif hareketleri açısından yeni olanakları da beraberinde getirmektedir. Bu olanakların,görünür kılınmasının en önemli araçlarından biri toplumsal mücadele açısından uzamsal boyutun gerekliliğini ve önemini fark etmektir. Sınıf tasarımının ve sınıflararası ilişkilerin zaman boyutu kadar mekân boyutu da önemlidir. Bu noktada küreselleşme sürecinin mekânsal, idari, askeri ve ekonomik açılardan birbirlerine içkin ilişki ağları şeklinde biçimlendiği söylenebilir. Kitlelerin giderek artan eşitsizlik, mekânsal parçalanma ve artan yoksulluk karşısında verdiği tepkilerin elimine edilmesinin, kurulan bu hegemonik süreçle güçlü bağları bulunmaktadır. Çeşitlilikle tektipleşme arasındaki gerilim otoriterizmle özgürlükçülük arasındaki gerilimi ve salınımı güçlendirmektedir. Bu da dünyamızın çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan içinde bulunduğu riskleri artırdığı gibi buna karşı yeni olanakları da açığa çıkarmaktadır. Bu anlamda Marksizm temelli yapılan kimi tartışmalar son derece önemlidir. Bu çalışmada otoriterizm-özgürlükçülük gerilimi çerçevesinde, küreselleşme sürecini yönlendiren hegemonik ilişkilerin açıklanması ve mekânsal bağlamda sistem karşıtı stratejilerin inşasına yönelik önermelerin ortaya konması amaçlanmaktadır.
Anahtar kelimeler: güç ilişkileri, ideoloji, küresel kapitalizm, Küreselleşme, marksizm, Özgürlükçülük, sermaye egemenliği, siyasal ekonomi -
Araştırma MakalesiÖz
Medyanın teknik ve teknolojik boyutunun merkeze alınarak incelenmesi üretilen yeni kavramlarda bariz olarak görülüyor. Yeni medya bu kavramlardan birisi, iletişim teknolojisindeki gelişmeler odağa alınarak üretilen bu kavramın bazı açılardan sorgulanması gerekiyor. Sorgulama, iletişimin en temel bir insani deneyim olduğunu vurgulayan antropolojik bakış açısıyla yapıldığında, teknolojinin berisindeki asıl failin, insanın yeniden merkeze konması gerekiyor. Bu makale, tarihselliğin ve sürecin dikkate alındığı bir antropolojik bakış açısıyla eski ve yeni medya kavramlarını sorgulamaktadır.
Anahtar kelimeler: antropolojik yaklaşım, geleneksel medya, Iletişim, iletişim kültürü, iletişim teknolojileri, insan, tarihi bakış, yeni medya -
Araştırma MakalesiÖz
Bu makale, Türkiye'nin Kıbrıs politikasını sadece diplomatik ilişkilere odaklayan devlet-merkezli yaklaşımlar yerine Türkiye'nin Kıbrıs politikasını belirleyen ve dönüştüren toplumsal güçlere politik ekonomi perspektifi ile bakmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, Kıbrıs'ın Türkiye dış politikasındaki konumuna odaklanmak yerine Kıbrıs politikasında değişime yol açan toplumsal güçlerin analizi yapılmaya çalışılacaktır. Ayrıca, 19901ı yıllardan itibaren Kıbrıs politikasında geleneksel dış politikanın yeniden gözden geçirilmesi ve değişimine etki eden olgular tanımlanacak, sermaye kesimleri ile devletin Kıbrıs politikasına bakışının nasıl şekillendiğinin analizi yapılmaya çalışılacaktır. Türkiye'nin AB'ne üyelik süreci Kıbrıs başlığında geleneksel politikanın sorgulandığı bir zaman kesiti olarak tanımlanırken, bu süreç devletin Kıbrıs politikası ile sermaye kesimlerinin Kıbrıs'a bakışında değişimi beraberinde getirmiştir. Türkiye'nin ulusal çıkarları ile sermaye kesimlerinin çıkarları arasındaki çatışma sonucunda ortaya çıkan bu değişimin temel dönemeç noktaları analiz edilerek, sermaye kesimlerinin AB üyelik sürecinden beklentisi, Türkiye hükümetlerinin AB politikası, Kıbrıs'taki iç dinamiklerin AB süreci ve Kıbrıs sorununa bakışı ele alınmaktadır.
Anahtar kelimeler: annan planı, kıbrıs politikası, KKTC, sermaye yatırımları, siyasal ekonomi, tobb, Türk dış politikası, Uluslararası ilişkiler -
ÇeviriÖz
Bu yazı için öz bulunmuyor.
Anahtar kelimeler: Devlet, devlet-toplum ilişkisi, diktatörlük, kapitalist toplum, parlementer demokrasi, Sivil Toplum, sömürü, yoksulluk -
Kitap TanıtımıÖz
Bu yazı için öz bulunmuyor.
Anahtar kelimeler: burjuva devrimi, erken cumhuriyet dönemi, Geç osmanlı dönemi, kitap inceleme, maddeci bakış, siyaset tarihi, tarih yazımı, tarihçilik -
Kitap TanıtımıÖz
Bu yazı için öz bulunmuyor.
Anahtar kelimeler: burjuvazi, diyalektik, eleştirel inceleme, marksizm, pozitivist marksizm, proleterya, sınıf bilinci, sınıfsal sömürü
