Kayıtdışılığın Üretimi: Yalova Uydu Kentinde İranlı Mülteci Kadınların Çalışma Deneyimleri
Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu “coğrafi çekince” sebebiyle yalnızca Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden gelen sığınmacıları “mülteci” olarak tanımakta, bu ülkeler dışındaki ülkelerden sığınma başvurusunda bulunanlara ise üçüncü ülkeye yerleştirilene kadar Türkiye’de geçici barınma imkânı sağlayan “şartlı mülteci statüsü” vermektedir. Üçüncü ülke yerleştirmeleri yapılana kadar Türkiye’de ikamet eden mülteciler, bu süre zarfında devlet tarafından belirlenen uydu kentlerde ikamet etmektedirler. Uydu kentlerde yaşamak zorunda bırakılan kadınlara herhangi bir iş imkânı sunulmadığı gibi, kadınların yararlanabileceği maddi destek mekanizmaları da oldukça sınırlıdır. Türkiye'deki uzun bekleme süreleri boyunca hayatta kalabilmek için çalışmak zorunda kalan mülteci kadınların, çalışma izni alması ise pratikte neredeyse imkansızdır. Yalova uydu kentinde feminist yöntemle yürütülen bu etnografik araştırma, mülteci kadınların çalışma deneyimlerini ve emek piyasasında onları sömürü ve şiddete açık hale getiren yapısal koşulları görünür kılabilmeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda, genel olarak iltica rejiminin, dar anlamda ise uydu kent uygulaması ve çalışma izni düzenlemesinin yarattığı yapısal koşulların kayıtdışılığı üreterek, mülteci kadınların emek süreçlerini ve çalışma deneyimlerini şekillendirdiğini, kadınları güvencesizliğe, sömürüye ve toplumsal cinsiyetlendirilmiş şiddete açık özneler haline getirdiğini iddia etmektedir.
Anahtar kelimeler: çalışma izni, emek, kayıtdışı, mülteci kadın, şiddet, sömürü, Uydu kent