Otoriterizm-Özgürlükçülük gerilimi bağlamında mekân, hegemonya ve strateji
Küresel kapitalizm birçok ilişki gibi iktidar ilişkilerinin de uluslararasılaşmasını olanaklı kılmakta ve bununla birlikte bir yandan farklılık/çeşitlilik vurgusunu ortaya koyarken beri yandan mekân ve sosyal yapıyı tektipleştirmektedir. Bu durum zamansal ve uzamsal açıdan ciddi bir gerilim yaratmaktadır. Bu gerilim günümüz muhalif hareketleri açısından yeni olanakları da beraberinde getirmektedir. Bu olanakların,görünür kılınmasının en önemli araçlarından biri toplumsal mücadele açısından uzamsal boyutun gerekliliğini ve önemini fark etmektir. Sınıf tasarımının ve sınıflararası ilişkilerin zaman boyutu kadar mekân boyutu da önemlidir. Bu noktada küreselleşme sürecinin mekânsal, idari, askeri ve ekonomik açılardan birbirlerine içkin ilişki ağları şeklinde biçimlendiği söylenebilir. Kitlelerin giderek artan eşitsizlik, mekânsal parçalanma ve artan yoksulluk karşısında verdiği tepkilerin elimine edilmesinin, kurulan bu hegemonik süreçle güçlü bağları bulunmaktadır. Çeşitlilikle tektipleşme arasındaki gerilim otoriterizmle özgürlükçülük arasındaki gerilimi ve salınımı güçlendirmektedir. Bu da dünyamızın çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan içinde bulunduğu riskleri artırdığı gibi buna karşı yeni olanakları da açığa çıkarmaktadır. Bu anlamda Marksizm temelli yapılan kimi tartışmalar son derece önemlidir. Bu çalışmada otoriterizm-özgürlükçülük gerilimi çerçevesinde, küreselleşme sürecini yönlendiren hegemonik ilişkilerin açıklanması ve mekânsal bağlamda sistem karşıtı stratejilerin inşasına yönelik önermelerin ortaya konması amaçlanmaktadır.
Anahtar kelimeler: güç ilişkileri, ideoloji, küresel kapitalizm, Küreselleşme, marksizm, Özgürlükçülük, sermaye egemenliği, siyasal ekonomi