Issue 61 · Aralık 2023
Araştırma Makalesi

Bir “Dahili Pasifikasyon” Projesi Olarak “Acil Durum Hazırlığı” Mantığı, “Acil Durum Devleti”nin Ortaya Çıkışı ve 2010’lardan İtibaren Türkiye Vakası

Biriz Berksoy
Bağımlı Finansallaşma: Türkiye ve Küresel Güneyde Dönüşüm · Issue 61 · Aralık 2023 · s. 133-167
Abstract

“Acil durum hazırlığı” mantığı, “facia”ya yol açma potansiyeli olduğu düşünülen doğal, teknolojik ve insan kaynaklı olayların ortaya çıkardığı ve “acil durum” olarak kategorize edilen süreçlere süratli ve etkin bir şekilde müdahale edilmesinin, son kertede toplumsal düzenin devamı adına elzem olduğu, bunun için önceden aralıksız hazırlık yapılmasının ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarının oluşturulmasının şart olduğu anlayışı üzerine temellenen bir güvenlik mantığıdır. Bu makalenin amacı söz konusu güvenlik mantığının hem Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Kanada gibi ileri kapitalist ülkelerde 2000’lerin sonuna doğru günlük hayatta ağırlık kazanmasının hem de Türkiye’de Gezi Direnişi (2013) ile 6-8 Ekim Olayları’nın (2014) hemen akabinde benimsenmesinin ve “güvenlik tertibatı”nda, “Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezleri”nin (GAMER) kurulmasını da içeren yasal/yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesinin ardındaki sosyo-politik nedenleri ele almaktır. Makalede öne sürülen argümana göre, bahsi geçen ileri kapitalist ülkelerde savaş erki ile polis erkini birlikte cisimleştirmeye yönelik bir “dahili pasifikasyon” projesi olarak da uygulamaya konan söz konusu mantığın günlük hayatta ağırlık kazanması ve Türkiye’de de benimsenmesi, 2008 küresel finans krizi sonrasında iktisadi/siyasi krizler hız kazanırken, sermaye birikim rejimi “militarize birikim” olarak yeniden kurgulanırken, toplumsal gösteriler/hareketlenmeler artarken faşistleşme temayüllerinin açığa çıkması ve bu temayüllerin etkisi altında yeni bir devlet formunun ortaya çıkışıyla ilişkilidir. Siyasi iktidarın yürütmenin üst mevkilerinde yoğunlaştığı, egemenlik tarzı bir iktidar modelinin ölüm-siyaseti (necropolitics) ile birleşerek küresel çapta hâkim hale geldiği ve “acil durum” mefhumunun kullanışlı bir iktidar teknolojisine dönüştüğü bir süreçte ortaya çıkan bu yeni devlet formu, makalede, “acil durum devleti” olarak adlandırılmaktadır. 11 Eylül sonrası süreçte, her bir bireyin veya “çatışmacı siyaset”in “varoluşsal tehdit” oluşturabileceği varsayımının güvenlik politikalarını şekillendirdiği bir dönemde ortaya çıkan bu yeni devlet formu, “varoluşsal tehdit” olarak etiketlenen siyasi sorunlara ve toplumsal hareketlenmelere karşı her seferinde “olağanüstü hâl” ilan etmeden, ancak “olağanüstü hâl” sürecinin temelinde yer alan “savaş erki”ni günlük hayatta dolayımsız ve olağan biçimde kristalize etmeye yönelik militarist/muharip bir yönetim rasyonalitesi çerçevesinde şekillenmiştir.

Keywords: Acil Durum Devleti, militarizasyon, Polis, toplumsal hareketler, Türkiye

INSTITUTIONAL SUBSCRIPTION - For 3 Issues in Total

Praksis is published three times a year. A subscription covers the next three issues; each is posted to your address on publication.

2.000,00 TL
Subscribe