İslami burjuvazinin siyasal iktisadı: Müsiad örneği *-
Türkiye siyasetini merkez/çevre analizi ve güçlü devlet geleneği üzerinden anlamlandıran söylem İslami burjuvazi tartışmalarında da öne çıkmaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında, İstanbul burjuvazisi ve temsilcisi TÜSİAD merkez ile yakın ilişkisi sayesinde gelişen, devlete bağımlı olan ‘bürokratik burjuvazi’dir. Bunun karşısında bulunan İslami burjuvazi ve temsilcisi MÜSİAD ise devletten bağımsız olarak piyasada başarılar kazanarak gelişmiş, halkın değerleriyle özdeşleşmiş, gerçek bir ‘girişimci burjuvazi’dir. Bu yöntemsel duruş, devlet/toplum karşıtlığı üzerinden hareket etmekte, elitler ile halk arasındaki kültür ve statü farklılıklarına odaklanmakta ve üretim ilişkileri ile emek ve sermaye arasındaki mücadeleye açıklayıcı bir değer atfetmemektedir. Egemen olan bu bakışa alternatif olarak, bu çalışmada Bob Jessop tarafından geliştirilen stratejik-ilişkisel yaklaşımdan hareket edilerek MÜSİAD özelinde İslami sermayenin tarihsel materyalist bir okuması yapılmaktadır. Devlet/toplum karşıtlığının aşıldığı bu yaklaşımda devlet, sınıf mücadelesinin kristalize olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı ve sınıf stratejilerinin uygulandığı bir alan olarak ele alınmaktadır. Sınıfları devlete dışsal olarak değerlendirmek yerine, hegemonya projelerinin ve birikim stratejilerinin uygulanmasında devletin de önemli bir mücadele alanı olduğu vurgulanmaktadır. Bu çerçeveden hareketle, İslami burjuvazinin tarihsel gelişimi; sermaye birikiminde öne çıkan stratejileri, siyasal alana dair hegemonya projeleri, İslam’ın yeniden yorumlanarak serbest piyasanın, girişimciliğin ve tüketimin toplumsal meşruluğunu oluşturma çabaları incelenerek değerlendirilmektedir.