Kapitalist Yeşil Boyama: Ulusötesi Şirketlerin Hegemonik Stratejisi
Özellikle 1980’li yıllardan bu yana çevrecilik ve sürdürülebilirlik kavramları ulusötesi şirketlerin üretim ve pazarlama stratejilerinde önemli bir yer edinmeye başlamıştır. Söz konusu şirketler, ekolojik krizin derinleşmesindeki sorumluluklarını, yanıltıcı ve yüzeysel bir çevreci söylem tarzı ile gölgelemektedir. Böylece tüketici yönelimleri manipüle edilmekte, devletlerin sağladığı ayrıcalık ve teşviklerden faydalanılması olanaklı kılınmaktadır. Ekolojist Jay Westerveld’in 1980’li yıllarda ortaya attığı “yeşil boyama” kavramı, bu manipülatif stratejiyi tanımlamaktadır. Ulusötesi şirketler, yeşil boyama yoluyla, kurumsal imajlarını güçlendirmekte, küresel üretim ilişkileri içindeki konumunu meşrulaştırmakta ve ekolojik krizin sınıfsallığının tartışılmasının önüne geçmektedir. Dolayısıyla yeşil boyama, kapitalist üretim ilişkileri ile ekolojik kriz arasındaki tarihsel kesişimselliği meydana getiren unsurlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu makale, kapitalist yeşil boyamayı, ulusötesi şirketlerin üretim ilişkileri üzerindeki hegemonyasını tahkim eden bir strateji olarak ele almaktadır. Makale ile yeşil boyamanın yarattığı ayrıcalık, teşvik ve alternatif hakikat rejimlerinin tanımlanması ve stratejiye karşı faydalanılabilecek olan mücadele olanaklarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Makalede yeşil boyama ile mücadele, ekolojik krizin sınıfsallığını vurgulayan ve ulusötesi şirketlerin çevrecilik manipülasyonunu entelektüel bir bağlamda ifşa eden ekolojik bir tarihsel blokun gerekliliği üzerinden tanımlanmaktadır.
Keywords: ekolojik kriz, hegemonya, Kapitalist yeşil boyama, tarihsel blok, ulusötesi şirketler