Kendiliğinden Muhkem: Ele Geçirilemeyen Kültür ve Tiyatro Kalesi
AKP’nin tiyatro ve kültür politikalarına damgasını vuran üç öğe sansür, kovuşturma ve ekonomik kısıtlamadır. Yasaklanan oyunlar, siyasi veya ekonomik nedenlerle sürgünde yaşamak zorunda olan tiyatrocular, muhalif tiyatroların ödeneklerinin kesilmesi bu manzaranın en çok göze batan parçaları. Her yıl Dünya Tiyatrolar Günü’nde yazılan ulusal bildiriler, bu türden saldırıların envanteriyle yüklü. Bu siyasi ve ekonomik baskılar görece iyi raporlanan hak ihlalleri arasında yer alıyor. Ne var ki, AKP ve kültür ilişkisi söz konusu olduğunda, iktidar kurmaylarının da kafasını kurcalayan daha önemli bir soru var: 18 yıldır iktidarda olmalarına ve hayatın bütün alanlarını zor ve “rüşvet” yoluyla gasp etmiş olmalarına rağmen, -kendi terimleriyle- “kültürel hegemonya”yı ele geçirmekte bir arpa boyu yol kat etmemiş olmaları. Sağcılığın kültürle arası hiçbir zaman iyi olmamıştır ama yine de dünya kültür mirasına eser sayıda eser bıraktılar; örneğin faşist İtalya bize yine de sağcı “büyük” sanatın mümkün olduğunu gösteriyor. İktidarı Gramşiyen terimlere sığınacak kadar üzen şey, iktidarı ve parayı neredeyse tamamen ellerinin altında toplamalarına rağmen bu konuda ellerinden hiçbir şey gelmemesidir. Gramsci’nin hegemonya ve kültürel hegemonya kavramlarını, bu bağlamda karşı-hegemonya ve hegemonya mücadelesi çerçevesinden düşünmek bu tartışmayı anlamak açısından önemlidir. Faşizm gibi İslamcılığın da kültür ve sanatla arası iyi değildir. Sadece çıkar için bir “dava”nın propagandasını -en azından ikna edici bir biçimde- yapmak da kolay değildir. Ama bu “politikokültürel” kabuller gerçeğin önemli bir parçasını kaçırıyor. Tiyatro örneğinde göreceğimiz gibi, Türkiye entelijansiyası, Türkiye Devrimci Hareketi adıyla anılan sosyalist hareketlerle hep bağlantılı olmuştur. Kültür alanına -pek güçlü bir direniş göstermese bile- İslamcı hegemonyaya karşı kendiliğinden tahkimat sağlayan şey de budur. Ne var ki bu tahkimata güvenmek yerine daha sürdürülebilir üretim ve örgütlenme pratiklerine yönelmek gerekir. Anahtar Kelimeler: kültürel hegemonya, AKP’nin kültür politikaları, Türkiye’de tiyatro, Türkiye Devrimci Hareketi