Neoliberal Dönemde Tahran’da İşportacılık
İşportacılık Ortadoğu ülkelerinde akademik olarak enformel ekonominin başkagörünümlerine göre daha az dikkat çekmiştir. İşportacılığa yönelik akademik ilgi, “ArapBaharı” olarak bilinen olaylarla birlikte ortaya çıkmıştır. Tunuslu işportacı, MuhammadBuazizi’nin kendini yakarak intihar teşebbüsü, belediye zabıtaları tarafından mallarınınzapt edilmesine karşı bir eylemdi ve bu eylemin neticesinde Tunus’ta ve diğer KuzeyAfrika ülkelerinde protestolar ortaya çıktı. Kent yoksullarının önemli bir kısmını oluşturanişportacıların genel durumu Orta Doğu ülkelerinde benzerlik göstermektedir. Örneğin,Tahran’daki işportacılar zabıtalar tarafından daima baskıya maruz kalmaktadır. Bubaskılar sadece işportacıları sokaktan silmek ve mallarına el koymakla sınırlı kalmamıştır;çoğunlukla fiziksel şiddeti ve aşağılamayı da içermekte, hatta son yıllarda görüldüğü üzereişportacıların zabıtalar tarafından öldürülmeleri noktasına kadar varmaktadır. Bu süreçteTahran Büyük Şehir Belediyesi’nin kaldırım işgali biriminin özelleştirilmesi çok önemli birrol oynamıştır.Bu yazıda Tahran’daki kent yoksullarının önemli bir parçasını oluşturan işportacılarıngenel durumu ve işportacılığa karşı mücadelenin farklı evreleri sosyo-politik bir analizüzerinden açıklanacaktır. Bunun için, Tahran’da 10 işportacı ile derinlemesine mülakatgerçekleştirilmiştir. Bir iş olarak işportacılık, esnaf-zabıta ile ilişkiler, işportacılar arasıilişkiler, siyasal anlayış-katılım ve kadın işportacıların durumu şeklindeki tartışma başlıklarıderinlemesine mülakatlardan çıkarılmıştır. İşportacılığa karşı mücadelenin uygulamalıve sosyo-kültürel boyutları ise bu bağlamda farklı örneklerle izah edilecektir. Tahran’daki“İnzibat-i Şehri” uygulamasıyla sadece işportacılığa karşı bir denetim mekanizmasıoluşturmak değil, aynı zamanda kent yaşamında “uygunsuz unsurlar” olarak görülenbütün toplumsal katmanlar üzerinde disiplin sağlamak amaçlanmıştır.