Pozitivist-Marksist sınıf kavrayışı ve sınıf deneyimlerindeki açmazlar
Marksist tartışmalarda sınıf meselesi, kendinde-sınıf ve kendisi-için-sınıf epistemolojik çifti vasıtasıyla ele alınır. Burada bir geçiş sorunsalı sözkonusudur. Çok sayıda Marksist, kendinden-sınıftan (ya da ekonomik özneden) kendisi-için-sınıfa (ya da politik özneye) geçişi ontolojik bir dönüşüm addederek, bunun ampirik olarak kanıtlabilir olduğunu iddia eder. Bu yazının amacı, sözkonusu sorunsalın, mekanik/ pozitivist ve teleolojik karakterinden dolayı, bu geçişi hem problemsiz hem de kaçınılmaz gördüğünü göstermektir. Bu anlayış, pozitivist bir epistemoloji (pozitivist anlamda materyalistleştirilmiş spesifik bir "diyalektik yasa" fikri) ile bir tür Hegelciliğin (bir tarih teleolojisinin) spesifik bir bileşimi olarak tezahür eder. Yani burada, spesifik türde bir pozitivist teleoloji sözkonusudur. Bu anlayış, sosyal sınıf olgusunu, (hem nesnel hem de öznel) bir oluşum süreci olarak değil, bir verilmişlik, sabit bir kendilik olarak ele alırken, sosyal sınıfın nesnel boyutunu ("ekonomik olan" ve "sosyal olan") öznel boyutundan ("politik olan") koparır. Sözkonusu geçişin insanlık tarihi açısından bir erek olduğu iddia edilmektedir.Bu pozitivist-teleolojik sınıf anlayışına karşı şunları öneriyoruz: (a) Sabit ve doğası gereği teleolojik karakterinden dolayı, kendinde-sınıf kategorisinden vazgeçmemiz gerekir; (b) kendisi-için-sınıfı, tarihsel bir zorunluluk olarak değil, sadece Marksizm'in politik vizyonu olarak görmemiz gerekir; (c) sosyal sınıfları analiz ederken, spekülatif değil ampirik tarzda çalışmamız gerekir; ve (d) tüm bunlardan çıkarsanan politik bir sonuç olarak, çalışan sınıflara 'gerekli' bilinci dayatmaya çalışmak yerine, çalışan sınıflara ait 'mevcut' deneyim alanını politikleş'tirmenin bir yolunu bulmamız gerekir.
Keywords: kendi için sınıf, kendinde sınıf, politik felsefe, pozitivist marksizm, Pozitivist teleoloji, sınıf bilinci, toplum - birey ilişkisi, toplumsal sınıflar