Tüketici Kredisinin Ekonomi Politiği: Türkiye Üzerine Bir Değerlendirme
Geçtigimiz yıllarda hanehalklarının finansal kurumlardan kredi alarak borçlanmaları tarihsel olarak daha önce hiç görülmemis seviyelere ulastı. Marksist politik iktisat yazınında her ne kadar kredi ve borçlanma, iktisadi oldugu kadar toplumsal boyutuna atfen de incelenmis olsa da, ücretli çalısanların borçlanmaları üzerinde yeterince durulmadıgını söylemek yanlıs olmaz. Marksist bir perspektiften ücretli çalısanların borçlanmalarını incelerken öncelikle altı çizilmesi gereken temel husus, bu borçlanmanın esas itibariyle emek gücünün yeniden üretimini saglamak için yapılıyor olması ve bu sebeple sermayedarlar arası borçlanma iliskilerinden farklı özellikler tasımasıdır. Bu farkı ortaya koymak borçlanmanın emekçiler üzerinde nasıl bir denetim mekanizması olarak islev gördügünü anlama olanagı saglaması açısından da önemlidir. Bu yazıda amaçlanan, Marksist teorinin ücretli çalısanların borçlanmalarını analiz etmek için sundugunu olanakları tartısmak ve ardından Türkiye'de ücretli çalısanların borçlanmalarının neden ve sonuçları üzerinde durmaktır. Türkiye üzerine yapılan analizde öncelikle bankacılık sektörünün nasıl giderek bir kâr alanı olarak bireysel gelirlere yöneldigi ve bu süreçte sektörde yasanan dönüsüm ele alınmaktadır. Sonrasında kriz sonrası dönemde hanehalkı borçlanmasının özellikleri incelenmekte ve emekçileri borçlanmaya iten temel dinamikler üzerinde durulmaktadır. Meselenin arz ve talep taraflarına dair yapılan bu iki yönlü degerlendirme hem bankacılık sektörü ve ücretli çalısanlar arasındaki esitsiz iliskinin giderek nasıl derinlestigini göstermesi hem de artan borçlanmanın sonucu olarak emekçilerin sermayeye olan bagımlılıklarının nasıl daha da arttıgını ortaya koyması bakımından önemlidir.