Büyük Felaket Büyük Suç: 100 Yıl Sonra Ermenilerin 1915’i
-
ÇeviriÖz
Ermeni soykırıma dair tarihyazımında ortada duran sorunlardan biri tarihçilerin soykırım süreci, soykırımın nedenleri ve sorumluların amaçları konusunda uzlasmaya varamamıs olmalarıdır. Bunun nedeni soykırım çalısmaları alanının dogası geregi tartısmalı olmasıdır. Batılı akademisyenlerin çogu ve Türk akademisyenlerin bazıları Birinci Dünya Savası'nda Ermenilerin basına gelenlerin soykırım oldugu konusunda hemfikir olsalar da nedenler, güdüler, önceden tasarlama (taammüt) olup olmadığı ve sürecin kendisi konusunda görüs ayrılığı içindedirler. Son yirmi yılda Ermeni Soykırımı'nın tarihyazımı yeni metodolojilerin, yaklasımların ve basit ve özcü argüman ve temsillerin ötesine geçen daha karmasık analizlerin gündeme getirilmesi yoluyla gelisti. Bu yaklasımlar, din veyahut milliyetçiliğin Ermeni Soykırımı'na yol açan temel etmenler olduğunu ileri sürmekten soykırımın I. Dünya Savası esnasında hükumetin Ermenilere yönelik politikasının hızla radikallesmesine dayanan olumsal bir olay olduğu tezine kadar uzanmaktadır. Bu makale, Ermeni Soykırımı'na dair tarihyazımının gelisimini tartısıyor; bunu yaparken yazındaki bazı ana egilimlere odaklanıyor ve bu egilimlerin soykırımın farklı boyutlarının anlasılmasına yaptıgı katkıyı degerlendiriyor. Makale aynı zamanda tarihyazımında henüz emekleme çagında olan bazı alanların güçlendirilmesi için öneriler getiriyor.
-
Araştırma MakalesiÖz
Tasrada yasayan Osmanlı Ermeni topluluklarının on dokuzuncu yüzyıldaki tarihlerini inceleyen çalısmalar bu toplulukları yekvücut bir yapı olarak incelemislerdir. Ermeni milletinin çok katmanlı ve girift sınıfsal yapısını gözden kaçıran bu arastırmalar, Osmanlı tasrasındaki Ermenilerin tarihini genellikle Birinci Dünya Savası sırasındaki Soykırım ile sonuçlanan bir etnik çatısma tarihine indirgemislerdir. Bu makalede gösterileceği üzere tasradaki Osmanlı Ermenileri, Osmanlı Imparatorluğu'nda bulunan diger toplumlar gibi topraksız ve topraklı köylüler, marabalar, orta-köylüler ve kasaba ve küçük sehirlerde yasayan zanaatkar ve tüccarlar gibi farklı sosyo-ekonomik gruplardan olusuyorlardı. Bu makale, Ermeni milletinin kendi içindeki bu sınıfsal farkları ve diger topluluklarla olan iliskilerini dönemin ekonomi-politigini merkeze alarak incelemektedir. Makalede Ermenice birincil ve ikincil kaynakların yanısıra Osmanlı arsivinden belgeler de kullanılmıstır. Makalenin temel amaçları, tasradaki Osmanlı Ermenileri arasındaki sınıfsal farklılıkları ortaya koymak, konu üzerine olan tarihyazıcılıgındaki sorunlu bazı yaklasımlara dikkat çekmek ve gelecekteki arastırmalar için öneriler sunmaktır.
-
Araştırma MakalesiÖz
Osmanlı Imparatorluğu'nda gayrimüslim vatandaslar ile siyasal iktidar arasındaki iliski, Balkan Savasları ve akabinde I. Dünya Savası'nın patlak vermesiyle radikal biçimde dönüsmüstür. Savas ekonomisi kosulları, devletin kurtarılması misyonuyla birlestiginde, Ittihat ve Terakki iktidarı tek çareyi, hızla kapitalistlesme sürecinde bulmustur. Bu sürecin hızlandırılması için, savas bir fırsata çevrilerek, kapitülasyonlar kaldırılmıs, yabancı sirketlerin imtiyazlarına son verilmis, gümrük vergileri yeniden düzenlenmis, milli bankaların ve anonim sirketlerin kurulması tesvik edilmis, Müslüman-Türk tüccarı, esnafı ve köylüsü elden geldigince korunarak ulusal bir sermaye birikimi gerçeklestirilmeye çalısılmıstır. Fakat devletin geleneksel ekonomik temellerinin büyük oranda kapitalist emperyalizmle entegrasyon neticesinde yıkılması ve tahrip olması nedeniyle devletin iktisadi ve mali gücünün yetersizligi, bu birikimin gerçeklesmesini de büyük ölçüde güçlestirmistir. Millî burjuvazinin yaratılma sürecinde, Osmanlı Imparatorluğunda ve Türkiye Cumhuriyeti'nde devlet bizzat etkin bir görev üstlenmis, Müslüman-Türk girisimcinin elinde gerekli sermaye birikiminin saglanması için bütün imkanlar olanaklar ölçüsünde seferber edilmistir. Bu amaçla birçok siyasi, iktisadi ve sosyo-kültürel politikalar hayata geçirilmistir. Bu baglamda Millî bir burjuvazi yaratarak hızlı bir sermaye birikiminin gerçeklestirmesi sürecinin önemli kaldıraçlarından biri olarak mülksüzlestirme yoluyla birikime yani ilk birikime yönelinmis, bu sürecin hedef kitlesi olarak da, Osmanlı Imparatorluğu'nun özellikle kapitalist sistemle entegrasyonu neticesinde artan ticari iliskiler nedeniyle de hızla zenginlestigi düsünülen, ticari hayata ve finans piyasasına hakim olan gayrimüslim vatandaslar seçilmistir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de, gayrimüslim vatandasları hedef alan ilk birikim süreci, Ittihat ve Terakki döneminde oldugu gibi, mesruiyetini milliyetçilik ideolojisinde bularak ve bununla harmanlanarak, sermaye birikiminin hem kurucu momenti hem de onun içkin bir özelligi olarak, kendisini yeniden farklı tarihsel konjonktürlerde göstermistir
-
Araştırma MakalesiÖz
Bu makale erken Cumhuriyet döneminde inkârcılığı ve Emvâl-i Metrûkelerin tasfiyesine iliskin düzenlemeleri incelemektedir. Makalenin ana argümanı, Cumhuriyet rejiminin Emvâl-i Metrûke tasfiyesinden sağladığı yararın yeni rejimin insa ettiği 1915'e dair inkârcılığı da açıklayan temel unsurlar arasında yer aldıgıdır. Cumhuriyet rejimini kuran devlet aklı da, savas mecrasında yeni rejimi kurmus, kaynaklara el koyma ve bu kaynakları yeniden dagıtma faaliyetlerini yürütmüstür. Makale Mütareke döneminde Ittihatçılıkla hesaplasma çabalarının unsurlarını serimledikten sonra Mustafa Kemal'in neden Ankara Büyük Millet Meclisi'ni (BMM) 1915'i fazahat ile esitleyerek açmak zorunda kaldıgı sorusunu ele alıyor. Bu soruya uluslararası mesruiyet arayısı odagında verilen yanıttan sonra Mustafa Kemal ve Ankara hükümetinin 1915'e dair 1921 sonrasındaki tavırlarının fazahat çizgisinde olmadıgı vurgulanıyor. Makalenin bir diger temel iddiası kaynaklara el koyma anlamına gelen Emvâl-i Metrûke, yani tehcire tâbi tutulan Ermenilerden geriye kalan mülklere dair düzenlemelerinin devlet kapasitesine katkı sagladıgı. Makalede Nutuk'un erken Cumhuriyet döneminde inkârcılığın insasındaki rolü de incelenmekte ve Nutuk'un Türklerin mazlum ve magdurlugu mitinin resmiyet kazanmasında kilit rol oynadıgı vurgulanmaktadır.
-
Araştırma MakalesiÖz
1918 Ekim ayında tehcir edilen ahalinin geri dönüsüne izin verilmesinin ardından Ermeniler geri dönmeye baslamıstır. Geri dönüs ilk bakısta Ermeni toplumu açısından yasanan acı ve yıkımın bitisi gibi gözükse de, bu süreç aslında Ermeni kadın ve çocuklarının cemaatlerine teslim edilisi, gayrimüslimlerin artan asayissizlik dolayısıyla Anadolu içlerinden sahil bölgelerine kaçısı ve emval-i metrukenin iadesi gibi kendine has bambaska problemleri beraberinde getirmistir. Bu makale Ermeni toplumu açısından oldukça çetrefilli bir mesele haline gelecek olan emval-i metrukenin iadesi konusunu incelemektedir. Meselenin bu kadar çetrefilli bir hal almasında Ermeni emval-i metrukesinin ciddi bir kısmının savas süresince bizzat devlet organlarınca tasfiye edilmesi ve tehcir süresince pek çok Ermeni'nin hayatını kaybetmis olması en önemli etkenler olmustur. Kayseri Sancagı üzerinden yaptıgımız inceleme göstermektedir ki her bölgenin kendi özgün sartları vardır ve bu hususları dikkate almadan yasanan süreci degerlendirmenin imkanı yoktur. Yerel otoritelerin tavrı, güvenlik problemleri ve emval-i metrukeye yerlestirilmis muhacir ve mültecilerin sayısı gibi faktörlerin her biri emval-i metrukenin iadesi sürecinde belirleyici etkilerde bulunmustur.
-
Araştırma MakalesiÖz
Toplumun, Türk ulusal kimliginin olusumu içerisinde homojenlestirilmesi hem politik hem de kültürel bir projenin uygulama alanıdır. Bu süreç, Türkiye'de kolektif kimliklerin, kültürel değerlerin ve bireylerin içerisinde bulundukları toplumlar aracılıgıyla sahip oldukları anlam dünyalarının bastırılması olarak gözlemlenebilir. Kolektif tarih açısından bakıldığında, Türkiye'nin çesitli bölgelerinde yerlesik halde bulunan ve diger halklarla birlikte yasama gelenegine sahip olan Ermenilerin, Alevi, Zaza/Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu Dersim'deki geçmisi çok uzun bir tarihe dayanır. Dersim Ermenilerinin kolektif tarihi ve kolektif belleginin varlıgı ise tehcir ve soykırım uygulamalarıyla bulundukları topraklardan kopartıldıkları yıl olan 1915'ten itibaren baslamaktadır.Bu arastırma, 1915 sonrasında Dersim'de karsılıklı/karsılıksız korunan /kurtarılan ve buraya sığınan Ermenilerin kendi ve kimliklenme hikâyelerinin gündelik hayat içerisinde ne sekilde dolasıma girdiğini elde ettiği verilerle birlikte analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu korunma/sığınma hikâyeleri es zamanlı olarak saflık ve temizlik terazisine konulan Ermeni kimliginden arınma arayıslarını da beraberinde getirir. Ancak, merkezi otorite ile sorunlu olagelen, bölgenin genel etnik ve dini kompozisyonunu olusturan kimliklerden (Zaza-Kürt-Alevi) "güvenli" olanını seçmek tam bir arınmayı beraberinde getirmeyecektir. Bu baglamda çalısma, aidiyetin bireysel, yerel ve bölgesel çesitliliginden hareketle bireysel hafızaları, ortak/kolektif hafızalar olarak senaryolastırarak Dersim Ermenilerinin kimlik insa süreçleri boyunca geçirdikleri deneyimleri ve aidiyet algısını anlamaya/anlamlandırmaya yönelik bir denemedir. Dolayısıyla, çalısma, Dersim Ermenilerinin sözlü tarihleri ve kolektif bellekleri aracılıgıyla toplumsal tarihin bilgisine ufak da olsa bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
-
Araştırma MakalesiÖz
Dersim'in/Tunceli'nin ekonomisinde önemli bir yere sahip olan esnaflığın ve onun içinde özel bir yeri bulunan kafe, bar, birahane ve restoran gibi isletmelerin toplumsal baglamına odaklanan bu çalısma iki boyutlu bir analize dayanmaktadır: (1) Tarihsel bir bakısla geçmis toplumsal yapının nasıl bir ekonomik iliski biçimini miras olarak bıraktıgını ortaya koymak; (2) Bu mirasla birlikte bugünkü sosyal iliskiler içerisinde ekonomik evrenin mantıgını bazı isletmeler özelinde kesfetmek. Kafe, birahane, restoran sahipleri, bu isletmelerin çalısanları ve müsterileri ile yapılan derinlemesine görüsmelerin ve gözlemlerin sağladığı bulgulardan yola çıkarak Dersim'in ekonomik evreni anlasılmak istenmistir. Çalısmada, Dersim'deki ekonomik iliskiler; tarihsel ve toplumsal yapının içine gömülü sekilde kavranmıstır. Ekonomik iliskilerin yeniden üretilmesine katkı sunan Dersim'in özgün sermaye türlerine dikkat çekilmistir. Dersim'deki kültürel, dinsel ve siyasal sermaye biçimlerinin güç iliskileri ekseninde yeniden üretilen ekonomik alanın parçalı ve kırılgan niteligi; nesnel ve öznel yapılar baglamında kırık habituslar insa etmistir.