27.Sayı: Yeniden Gramsci
Marksistler arasında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından hüküm süren yenilgi halet-i ruhiyesi, akademide kendisini praksis felsefesiyle bağını koparmış kuramsal soyutlamalara ve hatta toplumsal/siyasal süreçlere müdahale etmenin yollarını arayan, günceli teori içinde anlamlandırırken, teoriyi de güncelleştirebilen bir kuşağın ardısıra gelen bir siyasal dejenerasyon çağına kapı aralamıştı. Durum değişiyor. Yeni bir dönemin içinden geçiyoruz. Bir yandan kapitalizmle ilintili olarak belirginleşen “felaket kapitalizmi”, “son zamanlarda yaşamak” tespitleri uluslarararası çapta hızlanan bir çözülmeye işaret ederken, böyle dönemler aynı zamanda “yeniden”ler dönemi olarak da ortaya çıkabiliyor. “Yeniden”ler döneminin içindeyiz. Kuşkusuz ki diyalektik dışı bir tekrarın uzantısı olarak değil, somut durumun bugünkü somut tahlili üzerinden bir “yeniden” dönemi. Dejenerasyondan rejenerasyona doğru geçişin teorik köprüsünde ise böyle dönemlerde şu tabela eksik olmuyor: “Ne Yapmalı?” Burada “yeniden”, siyasalı göreve çağırmakla ilerliyor. Bize göre, çözülmenin yaklaştığını hisseden yeni bir politik aydınlanma duyarlılığı yeni koşullar üzerinden yaygınlaşırken, akla gelen “Ne Yapmalı?” sorusuna verilen yanıtlardan bağımsız değil “Yeniden Lenin” ya da “Komünist Hipotez” adıyla gündemi yeniden işgal etmeye başlayan kitap başlıkları. Böyle dönemler, kendiliğinden çöküş teorilerine karşı “ne yapmalı?” sorusunun olduğu kadar, “neden yapılamadı?” sorusunun da köprü üzerinde hazırda tutulan bir tabela olduğu dönemler. Yeniden Lenin’lerin, Mao’ların tartışma sürecine dahil olduğu günümüzde, Gramsci’ye güncele politik ve teorik müdahale adına, yani özetle ve en çok da “praksis felsefesi” adına bir çağrı yapmakta fayda olduğu saptaması, bu sayının fikir olarak ortaya çıkış nedeni. Meramımız ortada. Teorik soyutlamaların değil ama, somut ve yeni olan “durum”a politik, teorik ve son tahlilde pratik müdahale derdi olanların Gramsci fikriyatı üzerinden bir “yeniden” çağrısı önermeleri için bir sayı hazırlıyoruz. Strateji tartışmalarının kaybolduğu bir dönemde, günceli devrimcileştirmenin ve devrimi güncelleştirmenin aracı olabilecek tüm tartışmalarda Gramsci’nin açabileceği kapıları “yeniden” tartışmayı öneriyoruz. Bir yanıyla “yeniden” diyerek, somut koşullar içinde yeni duruma özgü hegemonya sorunsalını tartışmaya açmayı, diğer yanıyla emekçi sınıfların bağımlılıktan eylemliliğe geçiş süreçlerinde izlenen egemen sınıf stratejilerini Gramsci’nin geride kalan yüzyıldan hatırlatmalarıyla birlikte ele alarak yeni içinde “eski”nin izlerini sürmeyi hedefliyoruz. Çünkü Gramsci’yi hegemonya kuramı çerçevesinde “Ne Yapmalı?” sorunsalı etrafında anlamlandırdığımız kadar, “pasif devrim” belirlemeleri ekseninde de “Neden Yapılamadı?” sorununun teorisyeni olarak görüyoruz. Yeni politik durum içinde “rejenerasyon” nüvelerinin “yeniden” dejenerasyon”a evrilmemesi için, emekçi sınıfların politik eylemlilik süreçlerinin ve potansiyel kitle eylemliliklerinin bugünkü Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki kitle hareketlerinin evriminde giderek gözlemlendiği üzere, egemen sınıflarca “boynunun vurulmaması” için, “neden yapılamadı?” sorununu, “ne yapmalı?” sorusu ile, strateji tartışmaları ile ilişkili değerlendiriyor ve her iki soruyu bugünün hizmetine çağırıyoruz. Bu bakımdan çağrımız, hegemonya, pasif devrim, siyasal parti, aydınlar sorunsallarının mevcut politik/pratik gerçeklik içinden tartışıldığı makalelere dönük. Bir durum tespiti yapmayı ve emekçi sınıfların hegemonyasına dönük arayışlar içinde sorunları ve çözüm yollarını, Gramsci’yi “yeniden” çağırarak, bu yeni gerçekliğin içinde, bize teori ile pratik arasındaki ilişkiyi hatırlatan pratisyen kuşağın izlerini sürerek ve açık biçimde teoriyi “şimdi” ile ilişkilendirerek bulmayı öneriyoruz. Şiarımız açık, Marx’ın köprü üzerinde gördüğümüz ilk tabelasına göre yol alıyoruz: “Bir sorunun formülasyonu, onun çözümüdür.” diyoruz. Gramsci’yi yeniden ele alırken, bu sorunları tartışan, yeni dönemin gerçekliği içinde çözümsüzlüğün değil, çözümün bilgisine praksis temelinde ulaşmayı amaçlayan tüm makalelere açık olduğumuzu belirtiyoruz.
Özet Bildirim Tarihi: 20 Nisan 2011
Yazı teslim tarihi: 20 Haziran 2011
Sayı çıkış tarihi: Ekim 2011
Sayı Editörleri: Ebru Deniz Ozan ve Deniz Yıldırım,
e-posta: ebrudenizozan@yahoo.com, yildirimdeniz1979@gmail.com
28.Sayı: Tarih, Coğrafya ve Sınıf Ekseninde Kürt Sorunu/Dinamiği
Praksis Dergisi 28. Sayısını Kürt ulusal sorununa ve bu sorun etrafında ortaya çıkan sosyal muhalefet ve değişim dinamiğine ayırıyor. Türkiye’nin tarihsel gelişiminin bütün safhalarında farklı biçimlerle de olsa varlığını sürdüren Kürt sorunu konusunda özellikle son yıllarda ciddi bir düşünsel birikim ortaya çıktı. Bu birikim temel olarak Türkiye’deki ulus-devletin yapısı ve gelişimi ile Kürtlerin kültürel ve siyasal hakları arasındaki ilişkilere ve buradan doğan çatışma ve mücadelelere odaklanan akademik ve siyasi çalışmalara dayanıyordu.
Son yirmi yıldaki pek çok akademik çalışma Kürt sorununu Türkiye’deki modernleşme sürecinin, otoriter devlet yapılanmasının veya milliyetçi siyasi geleneğin uzantısı olan bir problem olarak ele aldı ve Türkiye’deki Kürtleri ilgilendiren pek çok meseleyi bu kavrayış üzerinden değerlendirdi. Türkiye’deki Kürt meselesinin kökenlerinde ve bugünkü biçimini almasında ulus-devlet kuruluş sürecinin mantığının, Türk milliyetçi ideolojisinin ve siyasi otoritenin asimilasyon/inkar stratejisinin başat rol oynadığı şüphe götürmez. Öte yandan Kürt meselesi özellikle son yirmi yılda sadece hukuki ve siyasi yapıya içkin arızaların doğurduğu bir “sorun” olmanın ötesine geçerek Türkiye’deki siyasi, ideolojik ve iktisadi alana tesir eden başlı başına bir “dinamik” haline geldi.
Devletin bir savaş taktiği olarak istihdam ettiği yerinden etme stratejileri aynı zamanda Türkiye kentlerini sınıfsal ve demografik anlamda dönüştüren bağımsız bir göç dinamiği haline geldi. Keza 1980′li yılların başında etkinliğini yoğunlaştıran Kürt hareketi sadece asimilasyona yönelik bir reaksiyon olmanın ötesine geçerek Türkiye siyasetindeki dengeleri değiştirebilecek siyasi bir dinamik olma gücüne erişti. Kısacası bugün geldiğimiz noktada “Kürt meselesi” sadece Türkiye kapitalizminin geçmişten bugüne bıraktığı bir sorun değil aynı zamanda onun mevcut yapılanmasının bir öğesi ve aynı zamanda gelişim yönünü etkileyecek parametrelerden biridir.
Kürt meselesini bu çerçeve içinde ele almak isteyen Praksis Dergisi Kürt sorununun Türkiye kapitalizminin tarihsel gelişimi içerisinde yaşadığı dönüşüm, Kürt hareketinin gelişim süreci ve güncel yönelimleri (özel olarak “demokratik özerklik” projesinin ekonomi-politiği), 1990′lardan bu yana Kürt kentlerinin sosyal siyasal gelişimi ve buralardaki sınıfsal ilişkiler, Batı metropollerinde Kürt emekçilerinin durumu, sınıf siyaseti, sosyalist siyaset ve Kürt hareketi arasındaki ilişkiler, siyasal İslam ve cemaatlerin Kürt illerindeki faaliyetleri gibi konulara yer verecek. Bu çerçeveyle uyumlu yazılarınızla bu sayıya katkıda bulunacağınızı umuyoruz.
Yazı teslim tarihi: 1 Ekim 2011
Sayı çıkış tarihi: Ocak 2012
Sayı Editörleri: Cenk Saraçoğlu, Ali Ekber Doğan
e-posta: cenksaracoglu@gmail, ekbera11@yahoo.co.uk



Sevilay'ın Anısına...
Praksis, ULAKBİM Sosyal Bilimler Veri Tabanında taranmaktadır.