| Editörler | Ezgi Pınar, Gökhan Demir, Hülya Kendir |
| Yayın Sekreteri | Ümit Özger |
| Sayı Editörleri | İhsan Ercan Sadi, M. Gürsan Şenalp |
Bu Sayıda: Kapımızdaki Savaş: 21. Yüzyılda Faşizm, Emperyalizm ve Jeopolitik
Küresel Kapitalizm, İsrai̇l Sömürgeci̇liği ve Apartheid’e Karşı Filistin Direnişi
William I. Robinson, M. Gürsan Şenalp ve Hoai-An Nguyen
Bu makaledeki tartışma, Filistin’deki soykırımı –kimlik siyasetinin mağduriyet çerçevelerinin ötesinde – küresel kapitalizmin güncel işleyiş biçimleri, devlet şiddetinin yapısal boyutları ve kolektif direnişin imkânları çerçevesinde ele alan çözümlemelere daha fazla ihtiyaç olduğu düşüncesinden yola çıkıyor. Makalenin cevap aradığı sorunsalı ise şu: Yetmiş beş yıldır Filistinlilere dayatılan sömürgeci yerleşimcilik, etnik temizlik dalgaları ve apartheid şiddeti neden tam olarak bugün bir soykırıma dönüştü? Bu bağlamda, ilk olarak, Gazze’de yaşananların küresel kapitalizmin ulusötesi kapitalist seçkinlerin dahi kayıtsız kalamadıkları derin krizlerinden soyutlayarak anlaşılamayacağı öne sürüyoruz. İsrail’in Gazze’ye dönük imha siyaseti, bir yönüyle, “Yahudi devletinin” kendi varoluşuna tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı sürdürdüğü etno-ulusalcı mücadelenin bir parçasıdır. Ancak, bir yönüyle de, küresel jeopolitik yeniden yapılanmanın merkezinde konumlanan bu yeni şiddet biçimi, her geçen gün “artık insanlık” saflarına itilen milyonlar için gerçek zamanlı bir “alarm zili” olarak görülmelidir. Büyük teknoloji tekelleri, askeri-sanayi-üniversite-güvenlik kompleksi içinde merkezî bir konum edinmiş olup, yapay zekâ tabanlı gözetim sistemleri, algoritmik veri işleme teknikleri ve kentsel savaş/imha pratikleri üzerinden yeni kâr alanları yaratmaktadır. Bu süreç, hem askerileşmiş birikim hem de baskı yoluyla birikim dinamikleriyle uyumludur; zira hem küresel ölçekte kitlesel gözetim ve kontrol mekanizmaları inşa edilmekte, hem de kent mekânları doğrudan şiddet üzerinden sermaye birikiminin sahasına dönüştürülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Küresel Kapitalizm, Askerileşmiş Birikim, Soykırım, İsrail, Filistin
Antroposen’in Diyalektiği: Ekstraktivist Yeşil Geçiş, Jeopolitik ve Sınıf Mücadelesi
Yelda Erçandırlı
Bu çalışmada, Antroposen’in diyalektiği kavramını geliştiriyor ve yeşil geçişin, ekolojik yıkıma yanıt üretme iddiasıyla ortaya çıkan ancak fiilen sermaye birikimini sürdürecek şekilde kurgulanan bir kapitalist sınıf projesi olduğunu ileri sürüyorum. Doğa-toplum ilişkisini tarihsel maddeci bir temelde ele alarak, yeşil geçişin emperyalist ekstraktivizme dayanan yapısını ve bu yapının sınıf mücadeleleriyle kesişim noktalarını analiz ediyorum. Antroposen’i, insan faaliyetlerinin genelleştirilmiş bir sonucu olarak değil; kapitalist üretim tarzının doğayla kurduğu tahakküm ilişkilerinden türeyen tarihsel bir kriz momenti olarak kavramsallaştırıyorum. Bu momentin, ortaya çıktığı toplumsal sistemi dönüştürebilecek çelişkiler taşıdığına, ancak bu dönüşümün yalnızca kolektif siyasal praksis yoluyla mümkün olabileceğine işaret ediyorum. Yeşil geçiş, enerji rejimlerinde radikal bir kopuş değil; ekolojik yıkıma karşı kapitalist devletler sisteminin geliştirdiği yeni birikim stratejileri ve güvenlik odaklı iklim söylemleriyle emperyal çıkarları koruma girişimidir. Bu bağlamda savaş, doğanın sömürüsünü ve sermayenin mekânsal tahakkümünü mümkün kılan işlevsel bir unsur olarak değerlendirilmekte; yeşil geçişin jeopolitik altyapısını oluşturmaktadır. Antroposen’in diyalektiği kavramı, ekolojik krizi sınıfsal antagonizmalar bağlamında çözümleyerek, sınıf mücadelesini yalnızca bir direniş biçimi değil; aynı zamanda sosyo-ekolojik dönüşümün zorunlu ve kurucu zemini olarak teorik düzeyde yeniden konumlandırmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Doğa-Toplum Diyalektiği, Jeopolitik, Ekstraktivizm, Savaş, Sınıf Mücadelesi
Küresel Ticari Dengesizliklerden Ticaret Savaşlarına: Dünya Ekonomisinde Hegemonya mı İmparatorluk mu Tekellerin Rekabeti mi Hâkim?
Bülent Hoca
2000’li yıllarda özellikle ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) arasında hızla artan dış ticaret dengesizliği ana akımda büyük ölçüde düzeltilebilir kur, tüketim veya tasarruf anomalileri olarak anlaşılmıştır. Ancak geçen 25 yılda bu tür küresel dengesizlikler azalmak yerine artarak ticaret savaşlarına varmıştır. Söz konusu dönemde ÇHC, ABD karşısında ekonomik, ticari, teknolojik ve finansal alanlarda tüm dengeleri şiddetli biçimde değiştirerek güçlü bir rakip haline gelmiştir. Bu çalışmada, ana akım iktisadın dengeye eğilim var sayan denge prensibinin metodolojik kökenleri gösterilerek, bazı eleştirel yaklaşımların bu metodolojik yaklaşımı bir ölçüde paylaştığı ileri sürülmektedir. Bu açıdan çalışma, bu eleştirel yaklaşımların denge kavramına dayalı bir eleştirisini yaparak, dünya ekonomisindeki gerilimlerin, dünya sistemi veya imparatorluk kavramlarından ziyade eşitsiz gelişme ve tekellerin şiddetli rekabetiyle açıklanması gerektiğini savunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Uluslararası ticaret, Dünya ekonomisi, Küresel dengesizlikler, Rekabet, Hegemonya
Küresel Sermaye, Çözülen Cumhuriyet, Ticarileşen Şiddet: Askeri Güvenliğin Özelleştirilmesine Dair Bir Eleştiri
Mehmet Yaşar Kaya
Bu makale, askeri güvenliğin özelleştirilmesini ana akım yaklaşımların iddia ettiği üzere devletin zayıflamasıyla değil, neoliberal dönemde sermaye birikimi lehine gerçekleşen siyasal dönüşümle ilişkilendiren tarihsel materyalist bir bakışla ele almaktadır. Askeri zor kullanımının özel aktörlere devri, yalnızca teknik bir yeniden düzenlemeyi değil; şiddetin piyasa ilişkileri içinde yeniden örgütlenmesini ifade etmektedir. Bu süreçte kamusal güvenlik nosyonu, tarihsel olarak taşıdığı çelişkilerle birlikte çözülmekte; güvenlik hizmeti, sermaye çıkarlarına göre şekillenen esnek ve denetimsiz bir işleyiş kazanmakta ve siyasal sorumluluk konusu olmaktan çıkmaktadır. Afrika’daki iç savaşlar, Irak işgali ve Ukrayna’daki güncel savaş örnekleri üzerinden bu dönüşümün farklı aşamaları ele alınmakta ve askeri zor kullanımının özelleşmesinin çağdaş emperyalist müdahaleler ve küresel sermaye stratejileriyle nasıl iç içe geçtiği gösterilmektedir.
Anahtar Kelimeler: güvenliğin özelleştirilmesi, neoliberalizm, zor kullanma, emperyalizm, tarihsel materyalizm
Hindistan ve Brezilya Çatışmalı Siyasetlerinin Karşılaştırmalı Analizi: Mobilizasyon-Politika Bağı
M. Fuat Kına
Çalışma, Brezilya ve Hindistan’daki büyük radikal toplumsal hareketlerin mobilizasyon stratejileri ile hükümetlerin sosyal yardım politikaları arasındaki etkileşimi karşılaştırarak bu etkileşimi açıklamaya yönelik analitik bir model geliştirmeyi amaçlamaktadır. Her iki ülke hükümeti de (Bolsa Familia ve NREGA aracılığıyla), uzun erimli radikal kırsal hareketleri sosyal yardımlarla etkisizleştirmeyi hedeflemiştir. Ancak bu strateji iki coğrafyada oldukça farklı sonuçlar doğurmuştur. 2000’li yıllarda uygulamaya konan ve kırsal yoksulların toprak temelli kolektif taleplerini bireysel sosyal yardımlarla ikame etmeyi amaçlayan ilgili hükümet stratejisi, Brezilya’da MST hareketinin demobilizasyonuna yol açarken, Hindistan’da Naksalit hareketi tarafından boşa çıkarılmıştır. Brezilya örneğini referans alarak, Olabildiğince-Benzer-Sistemler-Tasarımı yöntemiyle Brezilya ile Hindistan arasındaki bu farklılığı açıklamayı hedefleyen bu çalışma, Mobilizasyon-Politika (MP) Bağı adını verdiği yeni bir analitik model önermektedir. MP Bağı, toplumsal hareketlerin hükümet politikalarını nasıl çerçevelediğinin, ilgili politikanın mobilizasyon üzerindeki etkisini belirlediğini savunur; böylece hareket ile siyasi otorite arasındaki çatışmayı daha dinamik bir biçimde analiz etmeyi mümkün kılar.
Anahtar kelimeler: sosyal yardım, refah, sosyal hareketler, çatışmalı siyaset, mobilizasyon-politika bağı
Kitap Eleştirisi / Gazze Felaketi: Soykırımı Tarihsel Perspektiften Okumak / Onur Özgün
Kitap Eleştirisi / Capitalist Outsiders: Oil’s Legacies in Mexico and Venezuela / Yavuz Yavuz


