DÜZELTME VE ÖZÜR

Dergimizin “Simgesel Siyaset” temalı 42. Sayısında bazı basım hataları bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu hatalar ve ilgili düzeltmeler aşağıda yer almaktadır.

 

Güney Çeğin ve Gürhan Özpolat tarafından kaleme alınan “Tabiyet ve Simgesel Şiddet Kavramları Üzerinden Foucault ve Bourdieu’yü Birlikte Okumak” başlıklı makalede:

Sayfa 686’da yer alan 4. dipnotta “İnsanlar ne yaptıklarını bilirler; yaptıklarını neden yaptıklarını sıklıkla bilirler; fakat bilmedikleri yaptıklarının ne yaptığıdır” cümlesinin sonunda alıntının kaynağı yer almalıdır: (Dreyfus ve Rabinow, 1983: 187).

Sayfa 687’de bulunan aşağıdaki pasaj alıntı olmasına rağmen metnin parçası gibi dizilmiştir:

Gerçek bir tabiyet simgesel bir ilişkiden doğar. […] Bir görünürlük sahasına tabi kılınan ve bunu bilen kişi, iktidarın zorlamalarını üzerine almaktadır; onları kendi üzerinde kendiliğinden işler hale getirmektedir; eş anlı olarak iki rolünü de oynadığı iktidar ilişkisini içine kazımaktadır; kendi tabiyetinin ilkesi haline gelmektedir (Foucault, 1995: 202; vurgu bize ait).”

Sayfa 691’de bulunan aşağıdaki pasaj alıntı olmasına rağmen metnin parçası gibi dizilmiştir:

“Foucault basitleştirici bir toplumsal baskı görüşünü disiplin olarak yani dışarıdan beden üzerine uygulanan baskı olarak sunar. Özellikle Disiplin ve Ceza’da (1975) işkenceden kapatmaya, kaba şiddetten gözetim ve özne hakkında bilgi toplamaya dayanan yumuşak bir şiddete geçişi vurguladığının gayet farkındayım. Fakat bu ve benzeri çözümlemeler dışsal disiplin ve baskının ötesine geçmez; Foucault, nazik şiddetten doğan ve onu mümkün kılan, dünyanın yapılarının içselleştirilmesinden kaynaklanan bilişsel algı, beğeni ve eylem şemalarının öğrenilmesi sürecini önemsemez. Kısaca, habitus kavramı altında ele aldığım her şeyden yoksun olduğu için Foucault […] beden ve zihnin dünyayla ön-düşünümsel uzlaşısı ve inanç aracılığıyla işleyen tahakkümün gizli türlerini izah edemez (Bourdieu ve Wacquant, 1993: 34).”

Sayfa 693’te alıntı gibi dizilmiş olan “Biri yarayı sakat kılınmış ruhlarda, diğeriyse bedenin siyasal haritasında açığa çıkarmayı hedeflemiştir.” ifadesi yazarlara aittir.


Adem Yeşilyurt’un kaleme aldığı “Gündelik Hayat, Karnaval ve Direniş: Gezi’de Mizah” başlıklı makalede:

Sayfa 636’da bulunan aşağıdaki pasaj alıntı olmasına rağmen metnin parçası gibi dizilmiştir:

Kahkaha, devrimci bir şey içerir. Kilisede, sarayda, geçit töreninde, bölüm başkanının, polis memurunun, Alman idaresinin karşısında hiç kimse gülmez. Serfler, toprak sahiplerinin huzurunda gülümseme hakkından yoksundurlar. Ancak eşitler gülebilir. Aşağıdakilere üstlerinin karşısında gülme izni verilseydi ve kahkahalarını bastıramasaydılar, bu, saygıya veda anlamına gelirdi (Herzen’den aktaran Scott, 2014: 259).

Sayfa 641-642’de bulunan aşağıdaki pasaj alıntı olmasına rağmen metnin parçası gibi dizilmiştir:

“Metis’in ‘fırsatla’, değişimlerle ve çelişkili görünmezlikle kurduğu üçlü ilişkinin ögeleridirler. Metis, bir yandan, ‘en uygun zamanı’ bekler ve bunun üstüne oynar (kairos): Dolayısıyla metis, bir zaman uygulamasıdır. Öte yandan maskeleri ve eğretilemeleri çoğaltır: Bu da kendine ait yerden kopuştur. Son olarak da sanki kendi yaptığının içinde kaybolur gibi kendi eylemi içinde kaybolur gider, kendisini temsil eden bir ayna olmadan yitip gider: Kendi imgesi yoktur” (de Certeau, 2008: 173).

Sayfa 653’te bulunan aşağıdaki pasaj alıntı olmasına rağmen metnin parçası gibi dizilmiştir:

Gündelik hayatı ele alan, onu alay ve mizah konusu haline getiren ima, onu katlanılabilir kılar ve eğretilemeli bir söylemle sarmalayarak üstünü örtmeye katkıda bulunur (Lefebvre, 2007: 149).

Sayfa 647’de bulunan aşağıdaki pasaj alıntı olmasına rağmen metnin parçası gibi dizilmiştir:

“Direniş hareketinin dışındaki insanlara ulaşmayı ve onları harekete geçirmeyi kolaylaştırmak, direniş hareketinin içerisinde dayanışma ağlarını ve kişisel kapasiteleri güçlendirerek direniş kültürünü sağlamlaştırmak, ezilenlerle muktedirler arasındaki ilişkide baskıyı tersine çevirmek (Sorensen, 2008: 175).”