70. Sayı: Sosyalizmin Bugünü ve Geleceği

Editörler: Ezgi Pınar, Gökhan Demir, Hülya Kendir

Yayın Sekreteri: Ümit Özger

Sayı Editörleri: Ali Ekber Doğan, Ecehan Balta, Mustafa Şener

Bu Sayıda: Sosyalizmin Bugünü ve Geleceği

 

Ekososyalist Devrimin Gerekliliği ve Aciliyeti

Fikret Başkaya

Bu çalışma, “ekolojik kriz/iklim krizi” çerçevesinin, yaşanan sürecin geri döndürülemez eşik aşımı niteliğini perdeleyebildiğini savunarak “ekolojik yıkım” ve “kapitalosen” kavramsallaştırmalarını analitik ve politik bir zorunluluk olarak öne çıkarır. Ekolojik yıkım, yalnızca doğanın değil; geçim kaynaklarının, kamusal sağlığın, mekânsal yaşam alanlarının ve toplumsal yeniden üretim koşullarının tahribini birlikte düşünmeyi mümkün kılar. Antroposen anlatısının “insan”ı yekpare fail olarak kurma eğilimine karşılık, kapitalosen perspektifi sorumluluğu kapitalist birikim mantığına, fosil temelli enerji rejimine ve küresel genişleme dinamiğine bağlayarak tarihsel-sınıfsal farklılaşmayı görünür kılar. Bu bağlamda emisyon ve ekolojik ayak izinin sınıfsal yoğunlaşması, eşitsiz “fail” meselesini tartışmanın merkezine yerleştirilir. Metin, “yeşil kapitalizm” vaatlerinin üretimin amacı, ölçeği ve mülkiyet/karar ilişkilerine dokunmadan krizi erteleyen bir uzlaşma olduğunu ileri sürer. Çözüm ise, üretim ve yaşam araçlarının devletleştirilmesinden ziyade sosyalleştirilmesi; zararlı ve vazgeçilebilir üretimin sonlandırılması; demokratik, ekolojik ve sosyal planlamanın inşasıdır.

Anahtar Kelimeler: Ekososyalizm, ekolojik yıkım, kapitalosen, antroposen tartışması, sınıfsal sorumluluk, demokratik planlama, sosyalleştirme, yeşil kapitalizm eleştirisi

 

Anayasal Sosyalizm Nedir?

Mustafa Bayram Mısır

Bu makale, “proletarya diktatörlüğü” ve “devlet mülkiyeti” eşitlemelerinin hem kavramsal hem tarihsel sınırlılıklarını göstererek, anayasal sosyalizm fikrini savunur. Anayasal sosyalizm; (i) bireysel mülkiyet ile özel mülkiyeti ayırır; (ii) üretimin stratejik alanlarını kamu hizmeti olarak tanımlayıp toplumsallaştırır; (iii) klasik özgürlüklerle birlikte ekonomik yurttaşlık haklarını –çalışma, barınma, enerji, su, dijital erişim, sendikal/toplu pazarlık ve işletme içi demokrasi– anayasallaştırır; (iv) kurucu iktidarı kalıcı hak mimarisine bağlayan, çok merkezli, denetlenebilir bir devlet biçimi önerir. Böylece sosyalizm, tek kanallı devletleştirme ya da geçici zor rejimi değil; hak, kurum ve mülkiyet rejimi dönüşümü olarak kavranır. Dünyanın hemen her köşesinde ifade özgürlüğünün daraldığı, demokratik iradenin yargısal/idari yollarla tasfiye edildiği bir dönemde, anayasal sosyalizm hem normatif meşruiyet hem de kurumsal uygulanabilirlik ölçütlerini birlikte sunar: Paydaş yönetimi, kooperatif/yerel teşebbüsler, stratejik kamusal belirleyicilik; sosyal hakların yargılanabilirliği; katılımcı bütçe ve planlama-konsey ilişkisi. Makalede sosyalist ve liberal akımlar içinden gelebilecek bazı muhtemel itirazlar da tartışılmıştır. Makale, “anayasal sosyalizm olabilir mi?” sorusunu, “evet – belirli kurumsal ve hukuksal koşullar altında” yanıtıyla kapatır.

Anahtar Kelimeler: Anayasal Sosyalizm, kamu hizmeti, bireysel/özel mülkiyet, eşitçe özgürlük, paydaş yönetimi

 

Sosyalizmin Bugünü ve Geleceğini Anderson’un 1990’lardaki Öngörülerinden Hareketle Tartışmak

Ali Ekber Doğan

Bu makale, Perry Anderson’ın 1992 tarihli A Zone of Engagement eserinde, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından sosyalizmin geleceğine dair ortaya serdiği olasılıklar yelpazesini retrospektif bir bakışla değerlendirmeyi amaçlıyor. Anderson’ın makalesinin yazıldığı ve liberalizmin zaferini ilan ettiği günlerden bugüne 34 yıl geçti. Özellikle 2008-2009 finansal krizi sonrasında neoliberal modelin itibar kaybetti ve dünyanın dört bir yanında sosyal patlamalar-isyan hareketleri sahne aldı. Öte yandan yükselen küreselleşme karşıtı neofaşist siyasetlerin de etkisiyle konjonktür köklü bir dönüşüm geçirdi. Bu çerçevede bu makalede, Anderson’un dile getirdiği gelecek olasılıkları, 21. Yüzyılda kapitalizmin çok boyutlu ve içinden çıkılmaz hale gelmiş, ancak daha az rıza-demokrasi, daha fazla devlet zoru-faşizan yönetim vaat eden aşırı sağ iktidarlarca yönetilebilen krizleri ışığında yeniden ele alınmış, son on yıldır siyasi ve akademik tartışmaları belirlemiş olan Gramsci’ci hegemonik kriz analizlerinin ötesine geçerek, Leninist bir devrimci kriz anlayışıyla yeni bir siyaset ve strateji geliştirmenin sacayakları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

 

Anahtar Kelimeler: Perry Anderson, 21. Yüzyıl Sosyalizmi, hegemonik kriz, isyan hareketleri, devrimci kriz

 

Siyasi İktidarın Hayaleti: Leninizm Günümüz Solunun Peşini Nasıl Bırakmıyor?

Dennis Bosseau

Çeviri: Tahsin Mert Saygın ve Emir Aydoğan

 

İlksel Birikim, Proleterleşme, Gençlik ve Gençlik Hareketleri

Doğan Çetinkaya, A. Ezgi Akyol Gıagtzoglou

Gençliğin bağımsız ve radikal bir toplumsal özne olarak ortaya çıkışı, literatürde çoğunlukla ya biyolojik ve psikolojik özellikler çerçevesinde idealize edilerek tartışılmış ya da belirli tarihsel koşullar altında siyasal seçkinler tarafından formüle edilen mitler aracılığıyla bir toplumsal inşa süreci olarak ele alınmıştır. Bu makale, her iki yaklaşımın ötesine geçerek gençlik kategorisinin neden kapitalizmle eşzamanlı olarak ortaya çıktığı sorusundan hareket etmekte ve gençliğin kapitalist üretim ilişkileriyle bağını incelemektedir. Marx’ın sermaye, kapitalizmin özgün emek biçimi, kapitalist ilksel birikim süreci ve proleterleşme kavrayışlarından yola çıkan çalışma, gençliğin sermayenin varoluşsal ihtiyaçları doğrultusunda özgül bir toplumsal kategori olarak ortaya çıktığını ve gençlik hareketlerinin görünüş biçimleri ile söylemlerinden bağımsız olarak, proleterleşme sürecinin siyasal ve toplumsal semptomları olarak okunabileceğini ileri sürmektedir. Makale, ilksel birikim literatürünün ağırlıkla Avrupa tarihine odaklanmasından hareketle analizine Avrupa’dan başlamakta; ancak gençlik kategorisini doğuran maddi ve tarihsel koşulların evrensel nitelikte olduğu yaklaşımıyla Osmanlı-Türkiye örneğini de analize eklemektedir. Ayrıca makale, gençlik hareketlerini 1960’ların özgül koşullarıyla sınırlayan ve bu hareketleri “kapitalizmin altın çağı miti” üzerinden açıklayan yaklaşımların ötesine geçerek; üretim ile yeniden üretim kategorileri arasındaki diyalektik ilişkiyi merkeze alan tarihsel bir perspektif önermektedir.

Anahtar Sözcükler: İlksel birikim, gençlik, proleterleşme, gençlik hareketi, emek

 

Gençliğin Mücadelesi ve Sosyalist Solun Açmazları Üzerine: Mart 2025 Eylemleri

Abbas Vural

Türkiye sosyalist hareketinin tarihine bakıldığında, gençlik mücadelesinin her dönem hayati bir öneme sahip olduğunu görürüz. Bu tarihsel bağlam çerçevesinde, sosyalizmin bugünü ve geleceği açısından gençlik kitleleri içerisindeki sosyalist faaliyete özel önem verilmesi gerektiği açıkça ortadadır. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptali ve gözaltına alınması ile başlayan Mart 2025 eylemleri, bu açıdan önemli bir birikime yol açmıştır. Ancak bu süreçte sosyalist gençlik örgütlerine üye olan genç sayısında belirgin bir artış gözlemlenmemiş, eylemler de giderek etkisini yitirniştir. Fakat eylemlerin kitleselliği, eylemlere katılanların bileşimi, eylemlerde sosyalist grupların etkisi ve benzeri temalar etrafında tartışmalar devam etmektedir.

Bu çalışmada Türkiye gençlik mücadelesi tarihi açısından etki ve sonuçları itibariyle bir kırılma noktası olarak değerlendirilebilecek Mart 2025 eylemleri; sınıfsal, örgütsel ve siyasal dinamikler etrafında incelenmiştir. Yaşanan kırılmanın mücadele eğilimleri açısından tüm belirleyiciliğine rağmen, hareketin politik olarak ilerleyeceği yönün belirsizliği hareketin temel zafiyetlerinden biri olarak saptanmıştır. Bu süreçte, bir araya gelmenin gerekli ve değiştirici olduğu fikri tüm gençlik kesimleri tarafından kabul edilmesine rağmen egemen siyaset biçiminin burjuva muhalefet çizgisinde kalması; süreç içerisinde yer alan sosyalist örgütlerin dar grupçu ve protestocu tarzıyla ilişkilendirilmiştir. Vladimir Lenin ve Antonio Gramsci’ye dayanan Marksist perspektifin yanı sıra toplumsal hareketler literatüründe ortaya konulmuş “siyasal fırsat yapıları” ve “örgütsel kapasite” tartışmalarından da yararlanılmıştır. Çalışma, gerçekleşen eylemleri nitel ve betimleyici bir yaklaşımla ele alan, ikincil kaynaklara dayalı kavramsal bir analiz yapmaya çalışmıştır. Bu araştırma, önümüzdeki dönem gençlik yığınlarının akademik ve siyasal taleplerini birleştirecek bir kitle faaliyeti ile kalıcı mücadele mekanizmalarının yaratılmasını bir ihtiyaç olarak belirlemiş; protestoculuk ya da bireysel kurtuluş arayışları gibi küçük burjuva eğilimlerin karşısında sosyalizmin fikri bir akım olarak örgütlenmesi gerektiği sonucunu çıkarmıştır.

Anahtar Kelimeler: Gençlik, gençlik mücadelesi, sosyalizm, sosyalist mücadele, Mart eylemleri

 

Küresel Kapitalist Üretim Sistemi İçerisinde 21. Yüzyılın Lider Kapitalist Ekonomileri Sermaye Birikiminin Yoğunlaşması ve Kar Oranlarının Düşmesi Bakış Açısıyla

Mehmet Ufuk Tutan

Yoğun sermaye birikimleri ve bunun sonucunda oluşan kar oranlarındaki düşüşler sonucunda küresel kapitalist üretim sistemi, iktisadi ve finansal krizlerle sürekli boğuşmak zorunda kalmıştır. Ayrıca, kapitalistler, üretim süreçlerinde daha fazla sermaye kullandıkça hasıla sermaye oranları azalıp sonunda kar oranlarının düşmesine yol açmıştır. Bunun sonucunda da ardı ardına daha fazla sayıda iktisadi ve finansal krizler gerçekleşmiştir. A.B.D., Almanya Japonya ve Çin gibi lider kapitalist ekonomilerin kar oranları, uzun süreden beri düşme eğilimindedir. Kar oranlarını tekrar arttırmak için bazı geçici çözümler denenmiş olsa da bu denemelerin bazıları, kısa vadede bu sorunu çözmüş ama nihayetinde kar oranları, tekrar düşme eğilimine girmiştir. 2008 yılının küresel iktisadi ve finansal krizinin başlamasıyla Çin, ekonomik büyüme, ihracat ve yüksek teknolojili ürünler alanlarında önemli başarılar edinmiştir. 2013 yılı itibariyle de Kuşak ve Yol İnisiyatifi Projesi üzerinden lider kapitalist ekonomi olan A.B.D.’nin karşısında küresel pazar payını ve yatırım alanlarını genişletmeye başlamıştır. Ancak, Çin ekonomisinin daha yüksek seviyede ama düşme eğiliminde olan kar oranları, hasıla sermaye oranları ve kar payları, lider kapitalist ekonomilerin rakamlarına son yıllarda oldukça yaklaşmıştır. Böylece, 2020 yılı itibariyle Çin, A.B.D. ile ekonomi ve teknoloji alanlarında rekabet etmeye başlamıştır. A.B.D.’nin bu rekabete yönelik yanıtı ise küresel çapta askeri ve siyasi manevralarla Çin’i durdurmaya çalışmak olmuştur. Son yıllarda her iki ekonomi de etki alanlarını korumayı ve mümkünse genişletmeyi amaçlamaktadır. Ancak, uzun süreden beri düşmekte olan kar oranları ile ardı ardına oluşan iktisadi ve finansal krizler, iki ülkenin iktisadi ve siyasi alanlardaki güçlerini azaltmıştır. Görünen o ki kar oranları düşmekte olan iki ülkenin iktisadi, siyasi, teknoloji ve askeri alanlardaki mücadelesi, bir süre daha devam edecektir. Küresel kapitalist üretim sistemi de kendi doğası gereği değişecektir. Ancak, kapitalizmin tarihi, bu tür değişimlerin kolay olmadığını da göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Çin, kar oranları, kapitalist üretim sistemi, ekonomik krizler, sermaye birikimi 

Kitap İncelemesi / Bir Dünya Kurmak: Marta Harnecker’in 21. Yüzyıl Sosyalizmi Üzerine / Ecehan Balta

 

 

About the author